Sombart aslında ticaretteki aldatma ve sahtekârlık olaylarının sadece Yahudilere has olmadığını o günün dünyasında her gruptan insanda karşılaşılabildiğini söylemektedir. Örneğin İngiliz tüccarların 17. yüzyıldaki gevşek ticari ahlakı atasözlerine bile konu olmuştu. Aldatma ve sahtekarlık İngiliz tüccarların yakalarını bırakmayan günahı olarak anılıyordu. Sombart'a göre durum bu şekilde olmasına rağmen Yahudiler bu özelliklerde ön plana çıkmakta olmalarının temel sebebi o güne kadar geçerli olan kuralların dışında bir bakış açısına sahip olmaları ve bu bakış açısının tüm Yahudilerce genel kabul görmesi ve uygulanmasıydı. 17. ve 18. yüzyılda Yahudilerin iş yaptığı yerlerde duyulan temel şikâyetler şu şekildeydi: "Yahudi düşük fiyatla satar, Yahudi fiyatları bozar, Yahudi müşterileri düşük fiyatla cezbetmeye çalışır." Yahudiler ticarette hiçbir sınır tanımıyorlardı. Örneğin, "Yahudiler yasak maddeleri alıp satıyordu (Savaş kaçakçılığı vb.), rehine bırakılan eşyaları satıyordu, haczedilmiş malları (örn: gümrük yetkililerince), borca batmış ve ihtiyaçları o yüzden ağır olan ya da paraya çok ihtiyacı olan sahiplerinden kelepire satın alınmış malları satıyorlardı, mezatlarda bedavaya alınmış eski malları, iflas mallarını, sanayi kanununun ölçütlerine uymayan nitelikte malları satıyorlardı. Son olarak Yahudi karşısındaki tüccarı iflas ettirmek amacıyla fiyat kırıyordu."
Yahudiler ticari anlamda öyle sınır tanımazdılar ki sadece bulundukları ülkelerin sınırlarını değil ülkeler arası sınırları da hiçe sayıyorlardı.