İçindeki azap o kadar büyüktü ki bir yerlere kaçmak, sığınmak istiyordu. Fakat nereye kaçabilirdi?
Sayısız zamanın ışık kervanlarıyla yüklü bu karanlık gecenin hiçbir tarafında insan ruhunun sızabileceği bir çatlak, bir yumuşaklık yoktu.
Şark hiçbir zaman hür olmamıştır. O daima sıkı kadrolar içinde adeta anarşist bir fertçilikle kalmıştır. Hürriyetten o kadar çabuk vazgeçeriz ki... Ve her vesile ile.
"musikî, aşk için iyi vasıta değil..." diye düşündü. Çünkü musikî zamanın üzerinde çalışıyordu. Musikî zamanın nizamı idi, hayali yok ediyordu. Saadet ise bu gündedir. Mesut olmadıktan sonra niye sevmeliydi?