Maalouf, ailesinin geçmişini anlatırken “kök” kelimesini bilinçli bir şekilde kullanmaz. “Kök sözcüğünü sevmem, kökler toprağa gömülüdür, çamurun içinde kıvrılıp bükülür, karanlıklarda dal budak salar; daha doğumundan başlayarak ağacı tutsak eder ve gözünü korkutarak besler: Özgür kalırsan ölürsün!”
Onun yerine “yollar”ı tercih eder ve sebebini şu şekilde açıklar: “Ağaçların tersine, yollar rastgele atılmış tohumlarla topraktan fışkırmaz. Bizim gibi onların da bir başlangıcı vardır. Aldatıcı bir başlangıçtır bu, çünkü hiçbir zaman bir yolun gerçek bir başlama noktası yoktur; birinci dönemeçten önce, orada, hemen arkasında başka bir dönemeç daha vardır ve ondan önce bir tane daha…”
"… insanlar doğdukları yere vatan derler. Onlara göre bu kelime mukaddestir. Vatanlarından ayrıldıkları için gözyaşı dökerler ve vatanlarına özlem duyarlar. Neden? Çünkü oraya alışkındırlar. Vatan, alışkanlıktan öte bir şey değildir. İnsanlar da alışkanlıkların kölesidirler. Alışkanlıkların kölesi oldukları için yeryüzünü vatan diye adlandırdıkları küçük bölgelere ayırdılar. ‘Bu benim vatanım, şu senin vatanın; vatanın sınırları içerisinde kal, vatanının sınırlarını aşma; aksi takdirde kılıçla karşılık veririm sana’ diye. Kılıç, vatan alışkanlığına ve ‘vatanperverlik’ adıyla tapındıkları puta kul oldukları günden beri insanların boyunlarını hala vurmaya devam ediyor..."
Genç bir adamın şirazeden çıkarak mutluluğuna kavuşma hikayesi. Yaşadığı toplumun değer yargılarından vazgeçtiği gece ilk defa hissetmeye başlıyor. İlk defa kendine ait bir davranışta bulunuyor.