Gerçek bir yaşam hikayesi olan bu konu roman olunca yasaklanmış bir süre malesef...
İlk bölüm ruh hastası, kadınlarla sorunu olan küfürbaz bir hakimle geçiyor. Hatta okurken sinir ediyor hakimin konuşma tarzı ve düşünce yapısı. Anlam veremiyorsunuz.
İkinci bölüm ise; malesef Melek'in kötü yaşam koşulları da diyebiliriz. Melek'in anlatılarıyla geçiyor. Kendini savunamayan aciz bir kadın figürü. Onun da doğru davranışları olmadığını ama doğru davranışı olmaması yaşadıklarını hakettiği anlamına da gelmiyor. Bilinçsiz bir kadın. Sevgiyi bilmeyen ve birilerinin varlığıyla hayatta kalan bir kadın. Evin hizmetçisi, aynı anda karısı, aynı zamanda kötü muameleye maruz kalanı...
Üçüncü bölümde ise Yalçın...
Yaşı reşit olmamış genç adam. O da normal değil seviyorum diyor Meleğe. Sevgi öyle mi olur? Kurtaracam diye kaçırıyor Meleği.
Melek kurtuluyor mu?
Yoz hakimin, tahrik etmiş suçuda bu oğlana atmıştır kararıyla asılmasına karar veriliyor...
Kitabın neresinden tutarsanız tutun mide bulantısı akıyor hem yaşananlardan hem düşünce tarzından...
Kitabı sevdim mi sevmedim mi anlamadım. Biraz midem bulandı, biraz sinirlendim, yok artık dedim. Belki de amacı buydu kitabın.
Zamanında yaşanmış bu olaylar ve daha niceleri de günümüzde yaşanıyor aslında .
Keyifli okumalar dilerim...