Kusursuz yaşamların olmadığı bir dünyada yaşıyorduk. Kusurlarımızın hor görüldüğü ama kusurlarla var olduğumuz...
Birbirimizin dilinden konuşmuyorduk ama birbirimizin gözlerine bakıyorduk.
O benim kusurlarımı sarıp sarmalamış; ben bile kendi dilimi bilmezken benim dilinden konuşmuştu. Ben onu nasıl seveceğimi bilmezken o , sert ikliminde bana sevmeyi öğretmişti. Artık toktum ve üşümüyordum...