Şimdi salonun ortasında, daracık kabuğunda saklanan bir kaplumbağa misali otururken, bu konuda da yanıldığını, kendini ve kederini haddinden fazla önemsediğini fark ediyordu. Dünya öyle bir yerdi ki acının da, mutluluğun da dahası, daha fazlası hep vardı. Tarih talihle ve başkalarının kırık dökük hikâyeleriyle sınarken insanı, bu gerçek de kendini sık sık hatırlatıyordu.
…Ona bütün bunları anlatırsam Maria Puder'in benim için ne ifade ettiğini soracak. Aşk, acı, özlem, korku, umut... Ne zaman başım sıkışsa çıkıp gelecek bir sevgili. Ayrı düştüğüm ama beni hiç terk etmeyecek biri...
Paris'te Pilar’ı ilk gördüğümde her nedense aklıma Maria Puder gelmişti. Fiziksel bir benzerlik yoktu aralarında. Ama görür görmez hissetmiştim, o benim Kürk Mantolu Madonnam olabilirdi. Masumiyet ve asaletini hiçbir paranoyama, art niyetime teslim etmeyecek biriydi. Sırf bu yüzden bile doğru kişiydi.