Şimdi geç kaldığımın telaşıyla ruhen çırpınıyorum. Her secdenin ele geçmez bir fırsat olduğunu anlıyor ve 'secdede olmadan secdede olmak' larımı ah-vah ile anıyorum. Utanç içerisindeyim.
Çoğukez şiirin şairden bağımsız olduğunu düşündüm. Bu nedenle olacak şairliğime hiç sahip çıktığım olmadı. Yazdığım şiirlerle ilgili sorularla karşılaştım mı çok rahatsızım. Gide gide her türlü şiir sorusuna kızıyorum. Neredeyse 'dokunmayın şiire' diyeceğim. Çünkü şiir yaptığımız birşey değildir.
Şiir kendisi var.
Umutsuzluğun kapımıza gelmesi için az mı bekledik?
Umutsuzluk mu, yoksa ince derin bir şikayet mi?
Yoksa...
Faaliyet içinde geçen gece ve gündüzlerimizin bizi bıraktığı anlarda kalbimizi eline geçiren ve henüz mahiyetini anlamadığımız melal mi?
Hasretinle nasıl başa çıkar ağaçlar?
Ya denizler, nasıl ağlar?
Ah bu bendeki sonbahar
Bu bendeki kırık dal
Kanımda solan kırmızı
Kirpiklerimde kar
Hasretindir yar
Hiç olmazsa rüyalarda sar...