Bundan böyle bir gitmenin değil, götürülmenin, özgürce kendini aşmanın değil, ortada dikilen birinin çevresinde mekanın dönüp durmasının sözü edilebilse de, erdemler varlığını sürdürüyor, değerini ve büyüsünü koruyordu; hayır değil de evet demelerde, kaçmalarda değil de itaat etmelerde yaşıyordu erdemler, belki biraz da kendi başına buyruk ve etkin davranıp düşünmelerde, yaşamı ve kendini aldatışları bağımsızlık ve sorumluluğa benzeyen bir serap gibi yoklayıp sınamadan kabullenişlerde, belirsiz nedenlerden dolayı bilmeden çok eyleme, düşünsellikten çok içgüdüselliğe yatkın biri olmada sürdürüyordu yaşamını.