Öyle ki bir akşam akşama bakarken akşamın içinde kendini gördü. Gördüğü öyle büyük bir inkisardı ki bu yenilgiyi ne vücudu ne kalbi tutamadı, yenilgiye resmine baka baka yuvarlandı.
Utanç, kendi kadar bir kaba yerleşmek gibi gelirdi ona hep. Fazlası yani kabaranlar köpürenler utanınca kaybolur ve utanmış bir öz kalırdı, özüne razı.
Beni anlama, beğenme ki ben kendime devam edebileyim. Beğenilen her kim olur olsun artık beğenenlerin hizmetine girmiş oluyor. Artık maaşını onlardan alıyor.
İnsanların hazin olana ulaşmak için ekrana bakmaya, duygu için nağmeye, gözyaşı için başkasının kederine muhtaç olmaları da bana ayrıca çok dokunur. Halbuki insanın malzemesi insandır derken…