"Yaban çiçeklerini seviyorum," diye mırıldandım.
...
"Yaban çiçekleri güçlü. Dayanıklı. Farklı şartlar altında büyüyebiliyorlar. Ben de öyle olmak istiyorum." Saçımı açarken Thayer hareketlerimi izliyordu. "Hiç pes etmeyen, serpilmeye devam eden ve büyüyen yaban çiçeklerinin öz güvenini istiyorum."
Neredeyse en başından beri futbol oynayıp hukuk okumak istediğine emindi. Bir başkasını sırf ne yapacağına karar veremediği için sorgulayamazdı. Tıpkı benim kimseyi, kararlarında neden bu kadar emin olduklarıyla ilgili sorgulamadığım gibi.
#TATKAÇIRAN
Kitapta aşırı zeki ana karakterlerimizin birbirine aşık olup yıllarını harcayıp kavuşamayışlarının ardından kız karakterimiz Hannah'ın kendi hayatını bilerek riske atmasıyla Ian'ın onu kurtarmaya gidişiyle gelişen olayları takip ediyoruz. Ayrıca Hannah'ın ailesi tarafından küçük görülüşü de dikkat çekiciydi. Aslında sevilme isteğiyle 15 yaşına kadar haytalık yapmış ve bakmış ki kimsenin umurunda değil bir şeyleri değiştirmiş ve NASA'da çalışmaya başlaması bile onaylanmasını sağlamamış. Ian'ın naif, saf karakteri çok tatlıydı. Ailesinde yaşadığı şeyler onun için de kolay değilmiş ama ona rağmen kendine güzel bir yol çizmiş.
NASA'ya ilk geldiklerinde Hannah dışındaki tek kadın çalışanın 5 yaşımdan beri bir gün NASA'da çalışacağımı biliyordum deyişi, Hannah'ın 15 yaşında neye yöneleceğine karar verişi ve bunun geç bir zaman olduğunu düşünmesi beni sarstı. İnsanların tutkuları olması normal bir şey ancak 18 yaşımda hangi bölümü seçeceğimi bilmiyor olmak, şu an hangi alana yöneleceğime iş bulamazsam diye karar veremeyişim karşısında beni çok üzdü. Karar almanın zor olduğunu ve bir çok sonuca katlanmak zorunda olmamıza karşın onların bir hedefe yönelerek ilerlemelerini kıskandım.