Rastlantı insanın kaderini değiştirir mi? Hayatın girdabinda dolanıp dururken ne çok şeyi görmüyoruz. Etrafa karşı duyarsız olan bu hayat gerçekten yaşamak mı?Oysa biraz duyarlı olabilsek dünya ne kadar güzel bir yer olacak!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Hayatın anlamı ne? Sen peki, sen ne yapacaksın? Toplumda ki yerin ne, topluma katkın ne olacak? Sorularının etrafında dolanıp duruyor Ellinor hep. Kierkegaard’ın felsefesinden çok etkilenen Hjorth’a göre kısa süre kaldığımız bu gezegende insan olmanın bize yüklediği sorumluluğu ciddiye almak zorundayız hepimiz. “Hiç kimse önemsiz değil, her birimiz her gün ya bir medeniyet kurmak ya da tam tersine dünyayı yok olmaya terk etmek arasında seçim yapmak zorundaydık, en ufacık şeylerde bile üstlenmemiz gereken bir görev vardı.” Geçmişin karanlık gölgesinden yüklendiği sorumlulukla kurtuluyor kahramanı da. Posta çalışanlarının haklarını almasına yardım ederek hayatının tutkusunu yeniden kazanıyor. “İşçi partisi için küçük bir adım ama benim için büyük ve önemli çünkü bu iş süresince keyif alarak yaşayabilmek için bazı şeyleri anlamanın ne kadar önemli olduğunu öğrendim.” Yaşamın anlamı onun için çok farklı artık… Kierkegaard’ın ahlaksal yaşam biçimi dediği şey bu…
Edebiyathaber.net