Toplumdaki her türlü aktif rolden koparılmış, koparılmak istenen kadınların sesi onlar. Ataerkil zihniyetin dayattığı kalıpların içine sıkıştırılmış… Ama her şeye rağmen… Kaderimizi değiştirebileceğimizi gösteriyorlar bize. Geleneksel annelik kalıplarını kırmaya çalışırken tek istedikleri çocuklarının onlarla gurur duymaları. Oysa çocuklarımız, diyor Aleramo; “onları yoktan var ettikten sonra kendimiz olmaktan vazgeçtik diye değil; bizim ne olduğumuzla, onlarla daha asil ve daha güzel bir hayat aktarmayı istemiş olmamızla gurur duymalı…” Oğlunun velayetini almak için çok mücadele etse de başaramıyor Aleramo. O dönemin eril yasaları buna izin vermiyor çünkü. Otuz yıl sonra görüşebiliyor ancak oğluyla. Bu romanı yazma nedenini ise kitabın sonunda paylaşıyor okurla. Aslında mesaj oğluna; “oğlum benim! Benden nefret etsin ama beni unutmasın. İşte bu yüzden yazdım. Sözlerim ona ulaşacaktır.”
#edebiyathaber.net
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Dünyayı değiştirmek değil; sorular sormak ve sordurmak için yazdığını söylüyor Del Amo. İnsanların gelenek yoluyla aktardıkları ve yalnızca içgüdülerini takip ettikleri bir dünyanın içine bırakıyor bu yüzden okuru. Yüzyıllardır değişmeyen kötülüğün tam merkezine…