''Eskilerden duymuştum.
İki güneş varmış, önceleri.
Dünyayı aydınlatan iki kardeş.
Sonrasında insanların korkularında parçalanmış, ilki.
Yeryüzünün gecesi öylesine karanlıkmış ki ay tek başına yetmemiş, kaybolanlara.
Gecenin körlüğünde açgözlüğe düşüvermiş, insanlar.
Yakalamışlar güneşlerden birini, bin parçaya ayırıp geceye dökmüşler.
Yıldız demişler karanlığa sakladıkları, Güneş'e!
Uğruna yandığı insanlar tarafından ihanete uğramış, ilk güneş.
İkincisinden daha parlak ve Ay'a aşık olacak olan güneş.
Görebildiği ama dokunamadığı bir hasret olmuş, güvenmenin bedeli.
Yanındaymış her parçası ama bir değillermiş eskisi gibi.
İki güneş varmış.
Biri feda edilmiş, diğeri hapsedilmiş,
Aydınlığa.