"Beni en çok sıkan, bu işte bir mantık olmamasıydı. Yıldırım düşüp bir ineği öldürse ya da sular kabarıp ortalığı sel bassa, insan mantık aramaz. Böyledir bu der, geçer. Ama bu grup insan seni tutar, dört yıllığına bir yere kilitlerse, bunda bir mantık olması gerek. İnsan her şeyi düşünerek yapmalı çünkü. Beni alıp kapatıyorlar, dört yıl boyunca besleyip bakıyorlar. Bu ya beni çok etkilemeli, aynı şeyi yapmamalıyım ya da beni öyle korkutmalı ki, bir daha yapmaya korkmalıyım..."
Durakladı.
"Ama Herb olsun, başkası olsun, şimdi üstüme gelmeye kalksa, ben yine yapardım aynı şeyi..."
“Kutsal ruh yolunu, Mesih'in yolunu düşündüm. Ne diye her şeyi İsa'nın ve Tanrının sırtına yüklüyoruz, dedim. Belki de... belki de hepsi sevdiğimiz erkekler, sevdiğimiz kadınlardır dedim... belki kutsal ruh aslında insan ruhudur, hepsi bu! Belki tüm insanların kocaman bir tek ruhu var. Herkes onun bir parçası. Oturup düşünürken birden... anlayıverdim. Bunun gerçek olduğunu ta içimde hissettim. Hâlâ da ediyorum.”
“Hele kadın mevzusunda Türkiye'den ne kadar ümitliydim. Alman kadınını elde tutabilmek ne kadar zordur. Onlar her zaman bencil ve şımarıktırlar. Verdiğin ve formda oldugun müddetçe sana sadıktırlar. Halbuki Türkiye'de kadınlar kocalarına sadık oluyorlar. Bu husus beni düşündürmüş ve idealim olan kadını Türkiye'de bulabileceğimi sanmıştım. Fakat bunda da aldandığımı, bu son gelişimde anladım. Çünkü körü körüne sadık kalan kadınların toplumunda, erkeklerin, karılarından yana korkuları olmadığı için erkek kendisini saıveriyor. Böylece toplumun tekâmülü gecikiyor. Almanya'da erkek formda olmaya mecburdur, çünkü karısının sadakati buna bağlıdır. Mesela ben bir Türk kızıyla evlensem, muhakkak o bana sadık olacaktır. Fakat ben bu sadakatten emin olduğumdan, bugünkü durumumdan bir adım ileriye gidemem. Mesela bir Alman sevgilim vardı, iki kilo fazlam var diye beni bırakmak istemişti. Bu iki kiloyu verinceye kadar neler çektim, Şark erkeklerinin ekserisinin göbekli oluşu, belki de karılarının sadakatinden emin olduklarından ileri geliyor.”
Bense onların bu halini görünce acı acı düşünmüştüm. "Bunları sizin Almanya'ya amele olarak gönderdiğiniz insan yaptı. Bu ve buna benzer hallerimizle, gözündeki gözlüğü yerlerde arayan bir ihtiyarcık durumuna düşmüş olmuyor mu toplum..."