Yoğun ve umarsız biçimde cahili oldukları çok daha büyük bir şey vardı: hayat. Üniteryen eğilimleri ve muhafazakâr açık fikirlilik maskeleri içinde yorumlayıcı bilimin iki nesil gerisindeydiler, zihinsel süreçleri ortaçağa özgüydü.
Ait olduğu yeri bulamamıştı çünkü, Kendini bulduğu her yere uyum sağlamış, işte ve eğlencede iyi olması sebebiyle, hakları için savaşma ve karşısındakinde saygı uyandırma isteği ve yeteneği sayesinde her zaman ve her yerde sevilen biri olmuştų, Ama hiçbir yere kök salamamıştı. Etraftakileri memnun edecek kadar uyum sağlamış ama kendisi tatmin olamamıştı. Her zaman bir huzursuzluk hissiyle altüst olmuş, daima ötelerden gelen bir çağrıyı duymuş, kitapları, sanatı ve aşkı bulduğu ana kadar hep dolaşmış ve aramıştı.