her tür istek ve kaprislerini yerine getirmek için hazır bekleyen uşaklanı bulunan yolculan görür, yaşadıkları dünyanın cennetten farksız olduğunu düşünürdü. İşte şimdi kendisi, geminin en itibarlı yolcusu olarak, bütün bunların tam göbeğindeydi. Kaptanın hemen sağında oturuyor ama kaybettiği cenneti bulmak için dönüp dönüp baş kasaraya ya da kazan dairesine bakıyordu boş yere. Yeni bir cennet bula- mamıştı, şimdi eskisini de bulamıyordu.
Giderek insanlardan uzaklaşıyordu. Insanlara terbiyeli davranmak gün geçtikçe daha da zor gelmeye başlamıştı ona. Varlıkları Martin'i sıkıyor, konuşmak zorunda kalmaktan rahat- sız oluyordu. Insanlar huzurunu kaçınıyor, ne zaman birileriyle bir araya gelse, kurtulmak için bahaneler aıyordu.
Huzursuz değildi. Ne sağa ne sola döndü,ne de rüya gördü. Uyku onun için bir kaçıştı, her sabah kalktığında, uyandığına hayıflanıyordu. Hayat onun için üzüntü ve sıkıntıydı, zamansa geçirilmesi gereken bir dert.