"Anlamadın sen," dedim. Sırıttı gerzek.
"Senin konuştuğunutuğunu sandığın dil, bildiğini sandığın dil; dı reddettiğin dil ise bildiğini bilmediğin dil. Senin o dile şuca buca demen birinin o dile şucuca bucuca demesi hikâyenin basitliği, Derine yüz, kalma sığda. Hikâyeye takılma azizim. Bildigini bilmediğini gini bilmezsin, bilmediğini de kabul etmezsin. Basit. Sen hangi zamandansın onu söyle bir...
"Zaman bir şeye eşlik eden bir şey mi ki, zamanı geçinceye kadar denince bir şeyin zamanının geçmesi kastedilsin illa? Zamanı geçinceye kadar şöyle bir şey olamaz mı; çiti geçince ye kadar, ormanı geçinceye kadar, dağı geçinceye kadar, denizi geçinceye kadar ve tabii zamanı geçinceye kadar. Bir şeyin zamanını geçinceye kadar değil, zaman denen şeyi geçinceye, Zamanın bekçisinin kalesine gelinceye kadar. Bir zamansızlık Zamanına, zamanın ötesindeki o yere gelinceye kadar..."
Kendi kendimize hayran olmaktan vazgeçmeliyiz. Yapılacak tek şey çalışmaktır.
Ne yaparsan yap öleceksin
Kim bilir? Ve ne demektir ölüm? Belki insanın yüz duygusu var da, insan öldüğünde bunlardan bizim tanıdığımız 5 tanesi ölmektedir de öteki 95 tanesi canlı kalmaktadır.