İnkılâp mı dedin; hangi inkılâp?.. Batıyı, hem yanlış anlayarak bir saman kağıdı üzerinden kopya etmek mi inkılâp... Bak, ben sana göstereyim, sizin inkılâbınız nedir? Şu içinde oturduğumuz blok apartman var ya; işte o... Uzun bir sofra üzerine sıralanmış sefertasları gibi, kat kat, zevksiz biçimsiz, ruhsuz, mânasız apartmanlar ve içlerinde her aileye mahsus bir tas, bir kap; bir hücre... Nerede eski zamanın yanyana, omuz omuza, kafa kafaya, yahut küçük bir bahçe farkıyla göz göze evleri, köşkleri, konakları; nerede bunlar?.. O zamanlar komşuluk diye bir şey vardı ve komşu hakkı en üstün tanınırdı. Elbette, din terbiyesi neticesi...Fakat ne ince bir bünyeleşme içinde, ne derin milli ve ictimaî bir duygu! Siz ne yaptınız?.. O, çoğu ahşap, eciç-bücüç evleri yıkıp, Avrupa budur diye, yerlerine, aynı aptal ve donmuş kalıplardan çıkma apartmanlar, üstelik geçit resmine hazırlanan çöpçü taburları gibi blok binalar diktiniz. Her zevki çiğnediğiniz bir tarafa, komşuluk mefhumunu öldürdünüz! insanları, (standart) ölçülerle o türlü burun buruna getirdiniz ki, yakınlıkta bu mübalâğa uzaklık oldu. Otobüs veya dolmuştaki sıkışıklık, bağlılık mânasına gelebilir mi?. Böyle yaptınız! Diyeceksiniz ki, milyonları barındıran yeni şehir hayatı böyle gerektiriyor! Hayır, yalan!. Ne biz, Batının, şehirleri ejderhalaştırıcı iktisadî ve sinaî şartlarına mâlikiz, ne de Batıda, bellibaşlı iş merkezleri dışında vaziyet böyledir. Bizimki sadece dış çizgilerin kopyası ve onun olmadığını olmaya özenme...