Adından da anlaşılabileceği gibi yazar, okurla ve kendiyle karşılaşıyor. Zaten bahsi geçen durum her kitapta, her okur ve her yazar için geçerli değil midir?
Yayınlandığı dönemde yetişkin erkekler arasında kendi canına kıyanların oranı yükselmiş. Yani bir salgına neden olmuş. Hayat edebiyatı etkiler, derler. Derler ya, bazen bunun tersi olur.
Daha önce Satranç adlı eser üzerinden Zweig kitapları hakkındaki fikrimi söylemiştim. Bu kitap için de bir iki cümle etmek isterim. Bence kitabın sadece son bölümü değil, hepsi taslak halindeydi. Yazar, hayatını kaybettikten sonra yayıncı taslağı toparlamaya çalışıp yayınladı. Ama çeviri faktörünü de hesaba katarak, rahatlıkla, bazı cümlelerde hala taslak havası olduğunu, Zweig gibi bir yazarın bunları o halde bırakmayacağı tahminini yürütebilirim.
Detaylı bir edebi eleştiri yapacak bilgi birikimine sahip değilim. Benden bilgili olanlar daha yetkin incelemeler yapacaklardır. Ancak Zweig kitaplarında genelde gözden kaçan bir anlam olduğunu düşünüyorum. Bu da şudur: Bizi kurtaran şeyler, aynı zamanda bizi yok eden şeylerdir.