Her türlü psikolojik savaşın yürütüldüğü, İstanbul Hükümeti’nin
ve İstanbul’daki PTT Genel Müdürlüğü’nün maddî-manevî baskısının hat safhada olduğu bir ortamda, yöneticisiyle, mühendisiyle, hat bakıcısıyla, telgraf memuruyla
telgrafçılarımız, Atatürk’ün haber alma kanallarının
açık kalması için savaş vermiştir. Bunun için, Kurtuluş Savaşımız
bir anlamda “telgraf savaşı’’ olarak da kabul edilebilir.
Atatürk, bütün yapmak istediklerini, yaptıklarını, talimatlarını,
savaş şifrelerini ilgili yerlere hep telgrafla iletmiş,
başka bir deyişle ülkenin geleceğini, savaşın kaderin telgrafçıların
manipleye vurmaktan nasırlaşmış, uyuşmuş parmaklarına
emanet etmiş