Anının onlarca tanımı yapılmıştır. Ben Cemil Meriç’in tanımlamasını beğenirim: “Hatırat smokinli fotoğraf çektirmektir.” Cemil
Meriç’in bu tanımı çok yerindedir. Çünkü anıların en önemli özelliği
subjektif olmaları, yazanın o dönemi kendi bakış açısından yansıtmasıdır. Genelde rötuşludurlar. Ama anılar smokinli de olsa bir fotoğraftır. Kurmaca edebi türlere nazaran daha gerçektir.
Okumaya yeni başladım...
Daha 40. sayfadayım.
Ama şimdiden sardı sarmaladı...
Birinci cildini beğeniyle okumuştum..
Şimdilik birkaç alıntı ekleyeceğim...
Bitirince geniş bir inceleme yazarım...
Kitabı Ayşe Ocaktan'ın Kitapyurdu'ndaki şu yorumu üzerine aldım... Okumaya Başladım:
Çok rahat okunan, akıcı bir üslup.
Roman gibi. Hatta şiir gibi...
Evet kitap bir anı kitabı. Ama aynı zamanda bürokratik ve mesleki eleştiriler içeren bir inceleme. Müfettişlik mesleğini seçeceklere kılavuz. Aynız zamanda gezi kitabı. Coğrafya kitabı. Hatta bölüm başlıklarının altına konan o bölümle ilgili şiirler nedeniyle siir seçkisi de denebilir.
Güldüğüm bölümler de oldu. Gözlerimin dolduğu bölümler de. En çok da şaşırdım.
Kitabın tanıtımında "Yer yer 'bu meslek çekilir mi?' diye düşüneceksiniz ama 'ne güzel bir meslekmiş' diye düşündüğünüz anlar da olacak…" diyor ya. Kitabı okurken aynısını düşündüm. Ama benim yapacağım iş değil. Tanrı müfettişlerin eşlerine ve çocuklarına yardım etsin. Doğum yapacaksınız eşiniz gelemeyecek. Hastaneye yatacaksınız haberi olmayacak... Çekilir mi?
Müfettiş olmayı düşünenler bu kitabı okumadan karar vermesin.
Kitabın ikinci cildini merakla bekliyorum...
Kitabı bitirince ben de yorumumu yazacağım...
Zavallı Türklük içeriden, dışarıdan hep vahşi, yırtıcı düşmanlar arasında kalmıştı. Düşmanlarımız yalnız İngilizler, Ermeniler, Rumlar değildi. Her şeyden önce düşmanlığı kendimiz kendimize yapıyorduk.46