Hayrettin Erkan

Hayrettin Erkan
Instgram: (erkanhayrettin) Kitap inst: @sevdaninotekiyisi YouTube kanalım: Hayrettin Erkan youtu.be/otDqwtQQh9g?si=... Şiir kitabım: Sevdanın Öte Kıyısı
Öğretmen -sosyolog-felsefeci-yazar
sosyal bilgiler öğretmenliği/sosyoloji/felsefe/Sosyoloji Yükseklisans
istanbul
8 Ağustos
740 okur puanı
Nisan 2020 tarihinde katıldı
Tin’in Tarihsel özü
Puan vermedi·144 syf.··
2026 3. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 07 Şubat 2026 01:14
Hegel'in felsefesinde Tinin özünün Özgürlük olması Tinin kendisinden başka bir etmen tarafından, örneğin materyalistik altyapı, üretim ilişkileri, üretici güçler vb. tarafından belirlendiğini ileri süren görüşleri ait oldukları despotik bilincin alanına sürer. Tarihin kavramı onun Dünya-Tininin öz-belirlenim alanı olması, İstencin kendini tüm içeriği ile edimselleştirmesidir: Özgürlük ancak Özgürlük yoluyla, ancak öz-belirlenim yoluyla gerçekleşir. Usun Duyunç olarak itki, tutku, hırs vb. üzerinde güç ve böylece özgürlük olduğunu anlatan ereksel nedensellik kavramı insanı salt bir uzantı olarak gören materyalistik nedensellikten bütünüyle başka bir kavramdır. İstenç kendini belirlemiyor ama başka birşey tarafından, altyapı vb. tarafından belirleniyorsa, İstenç çünkü özgür değildir.
Alıntı
Tarih Felsefesi - 3Georg Wilhelm Friedrich Hegel · İdea Yayınları · 201136 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
… din içsel birşeydir, yalnızca Duyunca aittir; tüm tutkular ve istekler ona karşı dururlar, ve yüreğin, istencin, düşüncenin gerçeğe bağlı olabilmek için baştan sona eğitilmeleri gerekir: Hak Töre, Alışkanlık olmalı, edimsel etkinlik ussal bir eyleme yükselmeli, Devlet usauygun bir örgütleniş kazanmalıdır, ve ilkin bunlar bireylerin istencini edimsel olarak haktanır bir istenç yaparlar. Karanlıkta parlayan ışık belki de renk verebilir, ama Tin tarafından dirileştirilen bir tablo veremez. …
Sayfa 122·Kitabı okudu
Alıntı
… Dini yoluyla dünyasal Krallık için kazanılırlar. İlk olarak, Kölelik Hıristiyanlıkta olanaksızdır, çünkü İnsan şimdi Insan olarak evrensel doğasına göre Tanrıda görülür; her bir birey Tanrının kayrasının ve tanrısal son Ereğin bir nesnesidir: Tanrı tüm insanların kutlu olmasını ister. Öyleyse tüm tikelliğin bütünüyle dışında ve kendinde ve kendi için alındığında, İnsan, hiç kuşkusuz İnsan olarak, sonsuz değer taşır, ve tam olarak bu sonsuz değer doğumun ve vatanın tüm tikelliklerini ortadan kaldırır. Öteki, ikinci ilke olumsal olan ile bağıntı içinde insanın İçselliğidir. İnsanlık bu kendinde ve kendi için özgür tinselliğin zeminini taşır, ve başka herşeyin ondan doğması gerekir. Tanrısal Tinin orada yaşaması ve bulunması gereken yer, bu zemin tinsel İçselliktir, ve tüm olumsallık için kararın yeri olur. Bundan şu çıkar ki, daha önce Yunanlılar durumunda Törellik biçimi olarak gördüğümüz şey bundan böyle Hıristiyan dünyada duruş noktasını aynı belirlenim içinde taşımaz; çünkü o Helenik Törellik düşünmeyen Alışkanlık iken, Hıristiyan ilke ise kendi için varolan İçselliktir, bir topraktır ki, Gerçek olan onda büyür. Düşünmeyen bir Törellik bundan böyle öznel Özgürlük ilkesinin karşısında yer alamaz. Yunan Özgürlüğü talihin ve cinin özgürlüğü idi; henüz Köleler ve Biliciler tarafından koşullandırılıyordu; ama şimdi Tanrıda saltık Özgürlüğün ilkesi ortaya çıkar. İnsan bundan böyle bağımlılık ilişkisi içinde değildir; tersine, tanrısal Varlığa ait olduğunun bilinci ile Sevgi ilişkisi içindedir. Tikel erekler açısından şimdi insan kendi kendisini belirler ve kendini sonlu herşeyin üzerindeki evrensel güç olarak bilir. Tikel herşey kendisini yalnızca tanrısal Tinin karşısında ortadan kaldıran İçselliğin tinsel zemini karşısında geri çekilir. Bu yolla bilicilerin tüm
Sayfa 118·Kitabı okudu
Alıntı
… İçgörü kendi ayakları üzerinde durmamakta, ama yalnızca yabancı bir yetkenin Tininde bulunmaktadır. Böylece bu tinsel Krallık kendini Tinin tözünün insansal Özgürlük ile ilişkisi olarak daha öte bir dinadamlığı Krallığına belirlemiştir. Bu iç örgütlenişe ek olarak, Topluluk belirli bir dışsallık da kazanır ve kendine ait dünyasal bir İyelik kapsamaya başlar. Dinadamlığı dünyasının iyeliği olarak, özel bir koruma altında durur, ve bunun en yakın sonucu Kilisenin devlete hiçbir vergi ödememesi, ve dinadamlarının dünyasal mahkemelerin önüne çıkarılmamalarıdır. Bu durum Kilisenin mülkiyeti ve ona bağlı bireyler açısından yönetim işleriyle kendisinin ilgilenmesini getirir. Böylece Kilise ile birlikte bir zıtlık görünüşü ortaya çıkar: Dünyasal yanda yalnızca özel kişiler ve İmparatorun dünyasal gücü dururken, öte yanda başkanlarını kendisi seçen Kilise Topluluğunun eksiksiz demokrasisi durur. Ama bu demokrasi rahiplerin atama yetkileri yoluyla hemen aristokrasiye geçer; gene de Kilisenin daha öte gelişimi bu zamana düşmez ve daha sonraki bir dünyaya aittir. …
Sayfa 117·Kitabı okudu
Alıntı
… Felsefesinin Din ile nasıl bir ilişki içinde tasarım içinde durduğunu daha yakından görelim. Daha önce belirtildiği gibi, kendini yalnızca soyut bir yolda tinden yoksun Kişilik olarak Benin sertliğinde göstermiş olan Roma İçselliği ve Öznelliği Stoacılık ve Kuşkuculuk felsefeleri yoluyla Evrensellik biçimine arındırılmıştı. Böylelikle Düşüncenin zemini kazanılmıştı ve Tanrı Düşüncede Bir olarak, Sonsuz olarak biliniyordu. Evrensel burada yalnızca önemsiz bir vüklem olarak durur ki, kendinde Özne değildir, ama bunun için somut, tikel içeriğe gereksinir. Ama Bir ve Evrensel, düşlemin engın Varlığı olarak, genelinde Doğuya özgüdür; çünkü sınırlı herşeyi kendi ötesine taşıyan ölçüsüz tasarımlar Doğuya aittir. Düşüncenin kendisinin toprağında tasarımlanarak, Doğunun Biri İsrail halkının görülür olmayan ve duyulur olmayan ama aynı zamanda Özne olarak bulunan Tanrısıdır. Bu ilke bundan böyle dünva-tarihsel olmuştur. …
Sayfa 113·Kitabı okudu
Alıntı