Hayrettin Erkan

Hayrettin Erkan
Instgram: (erkanhayrettin) Kitap inst: @sevdaninotekiyisi YouTube kanalım: Hayrettin Erkan youtu.be/otDqwtQQh9g?si=... Şiir kitabım: Sevdanın Öte Kıyısı
Öğretmen -sosyolog-felsefeci-yazar
sosyal bilgiler öğretmenliği/sosyoloji/felsefe/Sosyoloji Yükseklisans
istanbul
8 Ağustos
740 okur puanı
Nisan 2020 tarihinde katıldı
… Oznenin ve Tanrının özdeşliği Zamanı dolunca dünyaya gelir: Bu özdeşliğin bilinci Tanrının gerçekliği içinde tanınmasıdır. Gerçekliğin içeriği Tinin kendisi, kendi içinde dirimli olan devimdir. Tanrının doğası, arı Tin olmak, insana Hıristiyan Dininde bildirilir. Ama Tin nedir? Birdir, kendi kendine özdeş Sonsuzdur, arı özdeşliktir ki, ikinci olarak kendini kendi kendisinin Başkası olarak, Evrensele karşı kendi-için-Varlık ve kendi-içinde-Varlık olarak kendinden ayırır. Ama [üçüncü olarak] bu ayrılma atomik Öznelliğin, kendi ile yalın bağıntı olarak, kendisinin Evrensel olması, kendine Özdeş olması yoluyla ortadan kaldırılır. Böylece eğer Tinin saltık ayrımlaşması yoluyla kendi içine saltık yansıma duygu olarak Sevgi, düşünce olarak Bilgi = olduğunu söylersek, o zaman Üçlülük olarak kavranır: Baba ve Oğul, ve Tin olarak kendi Birliği içindeki bu ayrım. Daha öte belirtmek gerek ki, bu gerçeklikte insanın bu gerçekliğin kendisi ile bağıntısı koyulur. Çünkü Tin kendini kendi Başkası olarak kendi karşısına koyar, ve bu ayrımdan kendi içine geri dönüştür. Arı İdeada kavrandığında, Başkası Tanrının Oğludur; ama tikelleşmesi içinde bu Başkası Dünyadır, eş deyişle Doğa ve sonlu Tindir; sonlu Tinin böylelikle kendisi Tanrının bir kıpısı olarak koyulur. Böylece İnsanın kendisi Tanrının Kavramında kapsanır, ve bu kapsanmışlık 'İnsanın ve Tanrının birliği Hıristiyan Dininde koyulmuştur' denerek anlatılabilir. Ama bu birlik sanki Tanrı yalnızca İnsan ve İnsan da Tanrı imiş gibi yüzeysel olarak anlaşılmamalıdır; tersine, İnsan ancak Tininin doğallığını ve sonluluğunu ortadan kaldırdığı ve kendini Tanrıya yükselttiği ölçüde Tanrıdır. Başka bir deyişle, gerçekliğe katılan ve kendisinin tanrısal İdeanın bir kıpısı olduğunu bilen İnsan için aynı zamanda doğallığının ortadan
Sayfa 107·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
… Comte'a göre birey bir soyutlamadır. İnsan, yalnızca insanlığın yaşamına katılmak yoluyla bir insan olur ve "toplumun bireysel öğeleri canlı bir varlıktan daha ayrılabilir görülse de sosyal uzlaşma hayati önem taşımaktadır."1 Dolayısıyla özgürlük ve bağımsızlığına rağmen bireysel insan gerçek anlamıyla "Büyük Varlığın bir organı"ydı ve büyük varlık da insanlıktı. Comte insanlık başlığı altına sadece bütün yaşayan insanları yani insan ırkını değil hepimizin içine doğduğu ve katkıda bulunduğumuz ve sonraki nesillere eğitim ve gelenek süreçleriyle kaçınılmaz olarak aktardığımız ırkın sosyal mirasını oluşturan gelenek, tecrübe, görenek, kültürel fikir ve idealler gibi konuları da koymuştur. Bu Comte'un sosyal organizma olarak ifade ettiği şeydir. Comte sosyal organizmayı kendisi de bir birey veya insan olarak bir şekilde mistik büyük bir varlık olarak düşündüyse, Herbert Spencer, bunu gerçek anlamıyla büyük bir hayvan veya Hobbes'un Leviathan'ı gibi -düşük düzeyli bir Leviathan olarak- düşünmüştür.² …
Sayfa 40·Kitabı okudu
Alıntı
… öncelikle konuşulmuş olanı duyarken bize sadece sözcükler verilmiş değildir. Dinleyerek kendimizi, söylenmiş olanın sesinin içinde sessizce tınladığı konuşulmuş olanın oyun alanında tutarız. Özünü henüz pek görmediğimiz, hele ki düşünmediğimiz bu oyun alanından yola çıkarak konuşulmuş olanda konuşan ve bilhassa hiç öne çıkmayan sözler açılır. Sözler sözcük değildirler ve içlerinden mevcut bir içerik çektiğimiz kova ve fıçı gibi değildirler. Sözler, söylemenin onları takip ederek kazdığı kuyulardır, her defasında yeniden bulunup kazılması gereken, kolayca kapanabilen, ancak yine de ansızın fışkıran kuyulardır. Kuyuya mütemadiyen gitmeyen kovalar ve fıçılar boş kalır, veya içeriği bayatlar. Sözlerin söylemesine dikkat vermek, ilk bakışta görünenden özsel olarak farklıdır, yani sözcüklerle sadece meşgul olma görünümünden farklıdır. Sözlerin söylemine dikkat vermek günümüzdekiler için özellikle zordur, zira kendimizi mutat olanın "şimdilik"inden zor çözeriz ve - eğer bunu başarırsak - oraya yine çok kolay bir şekilde geri düşeriz. …
Sayfa 145·Kitabı okudu
Alıntı
… Oznenin kendisi için kendini kendi içinde sefil ve hiç olarak bilmesine yükselmelidir. Dışsal mutsuzluk, söylendiği gibi, insanın kendi içindeki acıya dönüşmelidir; insan kendini kendi kendisinin olumsuzu olarak duyumsamalıdır, anlamalıdır ki talihsizliği doğasının talihsizliğidir, kendi içinde bölünmüş ve ikiye ayrılmış bir varlıktır. Bu kendi içinde terbiye belirHentmi, bu kendi hiçliğinin ve kendi sefilliğinin acısı, İçin bu durumunun ötesine geçme özlemi - bu belirlenim asıl Roma Dünyasından başka bir yerde aranmalıdır; bu belirlenim Yahudi Halkına dünya-tarihsel imlem ve önemini verir, çünkü daha yüksek olan kıpı, Tinin kendini kendi bölünmesi ve acısı olan başkalığından kendi içine yansıtırken saltık özbilince ulaşması ondan doğmuştur. Yahudi Halkının bu verilen belirlenimini en arı ve en güzel anlatımı içinde David'in Mezmurlar'ında ve Peygamberler'de buluruz; bunlarda ruhun Tanrı için susuzluğu, kusurları üzerine en derin acısı, dürüstlük ve dindarlık için isteği içeriği oluşturur. Bu Tinin gizemsel sunulusu Yahudi Kitaplarının en başında, Düşüş öyküsünde bulunur; Insan, Tanrının imgesinde yaratıldıktan sonra, diye anlatılır, saltik hoşnutluğunu İyinin ve Kötünün Bilgisinin Ağacından yiyerek yitirmiştir. Günah burada yalnızca Bilgiden oluşur; bilgi günah yüklüdür, ve insan onun yüzünden doğal mutluluğunu elden kaçırmıştır. Bu, Kötünün bilinçte yatıyor olması, derin bir gerçekliktir, çünkü hayvanlar ne kötü ne de iyidirler, tıpkı salt doğal olan insan gibi. Özenç olarak sonsuz özgürlüğüne göre Benin İstencin arı içeriğinden, İyiden ayrılmasına ilkin bilinç yol açar. Doğal birliğin ortadan kaldırılması olarak Bilgi Düşüştür ki, olumsal birşey değil, ama Tinin bengi tarihidir. Çünkü suçsuzluk durumu, bu cennet durumu hayvanın durumudur. Cennet bir parktır ki,
Sayfa 104·Kitabı okudu
Alıntı
… insan olguları kavramlar ve yasalara indirdiği sürece bireyi feda ve ihmal etmek zorundadır. İnsanlar karakteristik modern modaya bağlı olarak "tarihi bir doğa bilimi" haline getirme arayışında olmuştur. Pozitivizm tarihinin felsefesi olarak adlandırılan konuyla ilgili durum böyledir. Tarihin yasalarının bize sunduğu net sonuçlar ne olmuştur? Kendilerini sadece sayısız istisnanın özenli incelemesi ile meşru kılan birkaç basit genellemeden başka bir şey değildir. …
Sayfa 19·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam