Hayrettin Erkan

Hayrettin Erkan
Instgram: (erkanhayrettin) Kitap inst: @sevdaninotekiyisi YouTube kanalım: Hayrettin Erkan youtu.be/otDqwtQQh9g?si=... Şiir kitabım: Sevdanın Öte Kıyısı
Öğretmen -sosyolog-felsefeci-yazar
sosyal bilgiler öğretmenliği/sosyoloji/felsefe/Sosyoloji Yükseklisans
istanbul
8 Ağustos
740 okur puanı
Nisan 2020 tarihinde katıldı
… Nietzsche'nin intikama dair yorumu, her şeyin irade olarak varlığın bağlamında düşünülmesine dayanır. Intikamdan kurtuluş, karşıya geçenin üzerinden geçtiği köprüdür. Karşıya geçen nereye gidiyor? O, sadece geçip giden şeye karşı aksi-irade olan intikama başka alan bırakmayan şeye doğru gidiyor. Karşıya geçen, aynı olanın ebedi geri dönüşünü isteyen iradeye doğru gidiyor; bu irade olarak tüm varolanın varlığı olan iradeye doğru gidiyor. Üstinsan, aynı olanın ebedî geri dönüşünün iradesi olarak ebediyen kendini isteyen ve başka bir şey istemeyen varlıkla bağlama girerek şimdiye kadarki insanın ötesine gider. Üstinsan, aynı olanın ebedi geri dönüşüne doğru gider, zira özünün aslı oradandır. Nietzsche üstinsanın özünü, Zerdüşt'ün şekil ve şemailiyle şekillendirir. Zerdüşt kimdir? O, aynı olanın ebedî geri dönüşünün öğretmenidir. Aynı olanın ebedî geri dönüşü anlamında varolanın varlığının metafiziği, “Böyle Buyurdu Zerdüşt” kitabının taşıyıcı temelidir. Nietzsche daha dördüncü bölüme dair ilk taslaklarda ve eserin 1883'deki bitiminde onu açık bir şekilde söylüyor (XII, 397, 399-401)*: "Zerdüşt, tekrar gelişin öğretisini ilan ediyor." "Zerdüşt, üstinsanın mutluluğundan hareketle, her şeyin geri döndüğüne dair sırrı anlatıyor.” … s.118-119
Sayfa 118·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
… Nietzsche için intikam, iradenin zamana Bu şimdi şu demek oluyor: İntikam, geçip gitmeye ve onun geçmiş olanına, zamana ve onun "olmuş olanı”na karşı iradenin aksi-iradesidir. Aksi-irade sadece geçip gitmeye değil bilakis geçmiş olanı artık sadece geçmiş olarak bırakan, onu değiştirilemezliğin sabitliğine donduran geçişe karşı hareket eder. İntikamin aksi-iradesi, her şeyi “geçmiş olan”ın içine açtığı ve böylece gitmeyi geçiştirdiği surette zamana karşı hareket eder. Intikamın aksi-iradesi, zamanın basitçe gitmesine karşı yönelmez, bilakis onun geçişi [Gehen] geçmiş olanda [Vergangenes] geçip gitmeye bırakmasına [Vergehenlassen] karşı yönelir, “olmuş olan❞a karşı [107] yönelir. İntikamın aksi-iradesi bu “olmuş olan❞a zincirlemiş kalır; tıpkı tüm kinlerde, kinin temelde daima kendini bağımsız yapmak isteyip hiçbir zaman yapamadığı ve kin duydukça giderek daha da yapamayacağı şeye dair en dipsiz bağımlılığının gizli olması gibi. Fakat o halde, eğer intikam insanı sabitlenmiş geçmiş olanlara zincirliyorsa, intikamdan kurtuluş nedir? Kurtuluş, intikamın aksi-iradesine aksi olandan çözülmektir. İntikamdan kurtuluş, genel olarak iradeden kurtulmak değildir. İstencin kaldırılması olarak kurtuluş, iradenin varlık olması sebebiyle bu durumda hiç olan hiçe [nichtige Nichts] doğru götürür. İntikamdan kurtuluş, iradenin tam da irade olabilmesi için aksi olandan kurtulmasıdır. İrade için aksi-olan olarak kalan "olmuş olan" ne zaman ortadan kalkmış olur? Artık hiçbir geçip gitmenin olmadığı zaman değil. Zaman, insan için ortadan kaldırılabilir bir şey değildir. Fakat aksi-olan, geçmiş-olanın "olmuş olan"da sadece donmadığı [erstarren] zaman ve bu donmuşluk [Starre] olarak hareketsiz bir biçimde istence doğru bakakalmadığı [starren] zaman pekâlâ irade için zayıflamaya başlar.
Sayfa 116·Kitabı okudu
Alıntı
… Her metafizikte varlık, ebedilik ve zamandan bağımsızlık olarak düşünülüyorsa, o halde bu şundan başka hiçbir şey ifade etmez: Varolan, zaman geçip gitmek olarak tasavvur edildiğinde [106] kendi varlığında zamandan bağımsızdır. Geçici olan, ebedi olanın _temeli olamaz. Varlığında asıl varolana, geçip gitme anlamındaki bir zamandan bağımsızlık aittir. …
Sayfa 115·Kitabı okudu
Alıntı
… Politik bir devrim, eğer kendini yinelerse, bir bakıma insanların görüşlerinde onaylanır. …
Sayfa 98·Kitabı okudu
Alıntı
… Cicero'nun öykünmeyi istediği Platon Atina devletinin ona göründüğü biçimiyle varlığını sürdüremeyeceğinin bütünüyle bilincindeydi ve bu nedenle kendi görüşleri ile uyum içinde eksiksiz bir anayasa tasarladı; buna karşı Cicero ise Roma Cumhuriyetinin sürdürülmesinin olanaksız olduğunu düşünmez ve onun için her zaman yalnızca geçici bir çare arar. Devletin ve özellikle Roma Devletinin doğası üzerine hiçbir bilinci yoktur. Cato da Sezar üzerine şunları söyler: "Erdemleri yere batsın, çünkü ülkemi yıkıma uğrattılar." Ama Cumhuriyeti yokeden şey Sezar'ın varoluşunun olumsallığı değil, Zorunluktur. Roma ilkesi bütünüyle egemenlik ve askeri güç üzerine kuruluydu; kendi içinde Tinin ereği, uğraşı ve hazzı için hiçbir tinsel özek taşımıyordu. Yurtseverliğin devleti sürdürme ereği öznel egemenlik itkisi tutkuya döndüğü zaman sona erer. Yurttaşlar devlete yabancılaştılar, çünkü onda hiçbir nesnel doyum bulamadılar; ve tikel ilgiler de edimselliğin başlamakta olan bozulmasına karşı resimde, yontuda ve şiirde en büyük sanat yapıtlarını üreten ve özellikle felsefeyi geliştiren Yunanlılarin döndüğü yöne dönmediler, Romalıların Yunanistan'ın her yanımdan topladıkları sanat yapıtları kendi ürünleri değildi; varsıllık Atina'da olduğu gibi kendi çalışmalarının meyvası değil, ama yağmacılığın sonucuydu. İncelik, Kültür genel olarak Romalıya yabancıydı; onu Yunanlılardan elde etmeyi istediler, ve bu amaçla büyük bir sayıda Yunanlı köle Roma'ya getirildi. Delos bu köle teciminin özeği idi; ve söylendiğine göre orada zaman zaman tek bir günde 10.000 kadar köle satın alınırdı. Yunanlı köleler Romalıların şairleri, yazarları, fabrikalarının gözetimcileri, çocuklarının bakıcılarıydılar. …
Sayfa 96·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam