Hayrettin Erkan

Hayrettin Erkan
Instgram: (erkanhayrettin) Kitap inst: @sevdaninotekiyisi YouTube kanalım: Hayrettin Erkan youtu.be/otDqwtQQh9g?si=... Şiir kitabım: Sevdanın Öte Kıyısı
Öğretmen -sosyolog-felsefeci-yazar
sosyal bilgiler öğretmenliği/sosyoloji/felsefe/Sosyoloji Yükseklisans
istanbul
8 Ağustos
739 okur puanı
Nisan 2020 tarihinde katıldı
… Eğer benden her şeyimi alıp sadece iki şey alma hakkım olduğunu söyleseler, ben her ikisini de seçerdim. O iki şiir de şu iki beyittir: “O çalgıcı perdede ne güzel çalıyordu. Zira ömrüm gitti, henüz burnum kaldı havada. Çalgıcı muhabbet derdinden öyle bir şey yaptı ki Dünyanın hekimlerine kan kirpikleri süzgeç oldu!" …
Sayfa 435·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
… Yine ben kaldım ve yalnızlığın eli gam dizinde, başım iki elim arasında, titrek bir damlanın soğukluğu gözümün kenarında. Bakışlarım şaşkın ve üzerine sigara dumanı düşen sihirbazlık perdesine dikili, bir endamın gölgesi üzerine düşen aydınlık sabahın merhametli ışıkları... Uzaktan gördüğüm kaz, aceleyle benden uzaklaşmak için kanat çırpıyor, o iki avare güvercinim merhametli ve sessizce kucağıma konuyor, ihtiyaçtan gözlerini bana dikmiş, ben ise onlara gözyaşı serpiyorum... Ben onlara gözyaşı serpiyorum... …
Sayfa 432·Kitabı okudu
Alıntı
… Söyleyecek sözü olmayanlar, diktatörlüğü hissetmezler. Kim diktatörlükten nefret eder ve özgürlük için özgürce can verir? Sözü olup da söyletilmeyen, derdi olup da inletilmeyen ve feryadı olup da feryat ettirilmeyen kimse... Yazmayan, söylemeyen, gitmeyen ve feryat etmeyen insanın, kalem, dil ve seyahat özgürlüğüyle ne işi olabilir? Var olup olmadığını nereden bilebilir? Bir köşede oturan, eve, mülke, işe, çereze, saadete, rahatlığa ve nimetlere dalan, sıcak sobanın yanında fındık kıran ve keyif süren insanlar asla dert nedir bilmezler! …
Sayfa 420·Kitabı okudu
Alıntı
Daha keskin konuşmalı, kesinlikle, sözler, sözler; her kelimesi dert olan, her kelimesi acı ve zehir dolu bir testi olan, her cumlesi bir hançer, her ibaresi cehennem, her sayfası cinnet, korkunç ve sıcak bir çöl, her noktası iğne, her terimi işkence, her kinayesi delirtici kararsızlık, her sembolü gizli vesvese dünyası, her hitabı bir kurşun, her kınaması bir barut patlaması olan sözler... Ne diyeyim? Ne fayda? Bu şekilde de bir şey söylemek olur mu? Kalem ile hiç ruh, öte dünya, tabiat ötesi resmedilebilir mi? İçimizdeki meçhul derinlikten her an bir söz kaynıyor, yanardağ alevleri gibi göğüslerde çırpınıyor ve gırtlaktan yukarı çıkıyor, yanardağın ağzına kadar çıkıyor, ağzımızdan dışarı dökülüyor, ruh semasına yükselerek gözünü o diğer benimizden çevirmek istiyor, olmuyor, olmuyor. Zincirler geliyor, dudaklar susuyor, boğaza ipler dolanıyor, neredeyse ölecek kadar sıkılıyor, sıkılıyor, sıkılıyor, nefis sonunda zindana giriyor, boğulası geliyor, yüzü morarıyor ve sessizlik... Ne kadar acımasız, ağır ve mor bir sessizlik! …
Sayfa 419·Kitabı okudu
Alıntı
… 'Şarap rengi denizde varabilmen için yurduna, güzel kurbanlar sunmalıydın yola çıkmadan hem Zeus'a, hem öbür tanrılara. Gitmezsen Zeus'un akıttığı Aigyptos Irmağı kıyılarına, orada yaygın gökte oturan ölümsüzlere kutsal yüzlük kurbanlar kesmezsen, nasip olmayacak sevdiklerini görmek sana, yüksek çatılı evine, baba toprağına kavuşmak. Bunu yaparsan açar tanrılar özlediğin yolu.' …
Sayfa 69·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam