Daha keskin konuşmalı, kesinlikle, sözler, sözler; her kelimesi dert olan, her kelimesi acı ve zehir dolu bir testi olan, her cumlesi bir hançer, her ibaresi cehennem, her sayfası cinnet, korkunç ve sıcak bir çöl, her noktası iğne, her terimi işkence, her kinayesi delirtici kararsızlık, her sembolü gizli vesvese dünyası, her hitabı bir kurşun, her kınaması bir barut patlaması olan sözler... Ne diyeyim? Ne fayda? Bu şekilde de bir şey söylemek olur mu? Kalem ile hiç ruh, öte dünya, tabiat ötesi resmedilebilir mi?
İçimizdeki meçhul derinlikten her an bir söz kaynıyor, yanardağ alevleri gibi göğüslerde çırpınıyor ve gırtlaktan yukarı çıkıyor, yanardağın ağzına kadar çıkıyor, ağzımızdan dışarı dökülüyor, ruh semasına yükselerek gözünü o diğer benimizden çevirmek istiyor, olmuyor, olmuyor. Zincirler geliyor, dudaklar susuyor, boğaza ipler dolanıyor, neredeyse ölecek kadar sıkılıyor, sıkılıyor, sıkılıyor, nefis sonunda zindana giriyor, boğulası geliyor, yüzü morarıyor ve sessizlik... Ne kadar acımasız, ağır ve mor bir sessizlik!
…