…
Buradaki başlıca olgu, ve bizi özellikle ilgilendiren konu Zerdüşt'ün Öğretisidir. Hint Tininin sefil kütlüğüne karşı, Pers tasarımında karşımıza arı bir soluk, Tinin bir esintisi çıkar. Onda Tin kendini Doğanın tözsel Birliğinin, bu tözsel içeriksizliğin üzerine yükseltir; onda henüz hiçbir kırılma kapsamayan, henüz Tinin kendi için ve nesne ile karşıtlık içinde olmasına izin vermeyen bu aşama arkada bırakılır. Başka bir deyişle, bu halk saltık Gerçekliğin Evrensellik biçimini, Birlik biçimini taşıması gerektiğinin bilincine ulaşmıştır. Bu Evrensel, Bengi, Sonsuz Öz ilk olarak sınırsız Özdeşlikten başka hiçbir belirlenim taşımaz. Aslında bu, daha şimdiden birçok kez yinelediğimiz gibi, Brahm'ın da belirlenimidir. Ama Persler için bu evrensel Öz nesne olmuşken, ve Tinleri bu kendi Özünün bilinci olmuşken, buna karşı Hintliler durumunda bu nesnellik yalnızca Brahmanların doğal nesnelliğidir ve ancak bilincin yokedilmesi yoluyla arı evrensellik olarak tanınır. Persler durumunda bu olumsuz tutum olumlu bir tutum olmuştur, ve insan evrensel ile onda kendi için olumlu kalacağı bir yolda bir bağıntı içindedir. Bu Bir ya da Evrensel hiç kuşkusuz henüz düşüncenin özgür Biri değildir, ona henüz Tinde ve gerçeklik içinde tapınılmaz; tersine, henüz Işığın şekli ile örtülüdür. Ama Işık Lama değildir, Brahmanlar değildir, dağ, hayvan, şu ya da bu tikel varoluş değildir; tersine, duyusal Evrenselliğin kendisidir; yalın sergileniştir. Pers Dini böylece bir puta-tapınma değildir, tekil Doğa şeylerine değil, ama Evrenselin kendisine tapınır. Işık aynı zamanda tinselin imlemini taşır; İyinin ve Gerçeğin şeklidir, tüm doğal şeylerin olduğu gibi bilmenin ve istemenin de tözselliğidir. Işık insanı bir seçim yapabileceği konuma getirir, ve insan ancak batmışlığın dışında olduğu zaman