…
Bir anayasa (constitution) geniş anlamda başlıca şu noktaları kapsar: a) Hükümdar ya da devlet başkanı gücünün yetkileri, b) halkın hak ve özgürlükleri, c) onları temsil eden kurum ya da kurumların ödev ve yetkileri, d) yürütme gücünün yetkileri, e) adalet organlarının yetkileri. Çok kez bunların dayandığı ilkeler de belirlenir. Bunlar din ya da gelenekten değil de halkın doğal hakları felsefesinden gelmiş ilkeler sayıldığı zaman, çok kez bir kurucular meclisinde tartışmalar ve uzlaşmalar sonucunda Haklar Bildirisi (Bill of Rights) ile birlikte ya da ayrı olarak asıl anayasa metni yazılı hale getirilir. Yasama, yürütme, yargı organlarının doğal haklar ile anayasa koşullarına sürekli olarak uyma zorunluluğunu sağlamak için anayasanın kolay değiştirilemez bir belge olmasını sağlayacak maddeler konur. Çünkü aksi halde kanunlar, yürütmeler, yargılamalar anayasa koşullarına göre değil, anayasalar bunların baskılarına göre değişmelere uğrar; anayasanın kişiler, kurumlar, hattâ kanunlar üstü düzenleyicilik ve kendine uyumluluk niteliği kalmaz.
Tanzimat bildirisindeki önerileri bu ölçülere göre kıyaslarsak şunları görürüz: a) hükümdar, yayımladığı bu charte ile kendi iradesinin sınırlanmasını kabul ediyor, b) can, mal, namus korunurluğunu (sözcüğü biraz zorlayarak "özgürlüğü"nü diyelim) iradesinin dışında, kanunların yargılarına bırakıyor, c) hükümet yönetiminin, kendi iradesine göre değil, mevadd-ı esasîyye (temel ilkeler) olarak nitelendirilen ölçülerle yapılacak kanunlara göre olmasını bildiriyor.4
Bildiri buraya kadar bir constitution rejimine yaklaşan yanlar gösterir; fakat belirsizlikler "esas maddeler" deyiminin anlamlarında başlar. Yüksek Şûra Meclisi'nin bir protokolü bu “esas maddeler"in neler olduğunu şöyle bildirir: a) devlet yönetimi yeni kanunlara göre