…
(2) "Simülakramun özünde kopya olmak değil, tüm modelleri tersine çevirerek tüm kopyaları da tersine çevirmek vardır" (a.g.e., s. 1 [16]).
Platon'da kopya, özdeşten farklı olan, model de kendisiyle özdeş olandır. Özdeşin, tekrar hâline gelmesi (diferansiyel), farkın (farkların farkının) da kendisine gönderilen fark, kendinde fark olması gerekir. "Simülakrumda tekrar zaten tekrarlarla ilgilidir, fark da farklarla" (a.g.e., s. 2 [16]). "Simülakrum, bizzat tekrardır" (a.g.e., s. 28). Böylece şu genel tanıma ulaşılır:
(3) "Simülakrum derken, bunu basit bir taklit olarak değil, daha ziyade, bizzat ayrıcalıklı bir model veya konum fikrinin sorgulandığı ve tersyüz edildiği eylem olarak anlamalıyız" (a.g.e., s. 95 [104]).
Deleuze, bu kullanımın kendinde farkı iki ıraksayan dizi Jiçiminde içerdiğini belirtir: “Simülakrumun ölçü birimi, ayrık olandır, farkın farkıdır" (a.g.e.), burada ayrık olan, aynı anda hem uzaklığı hem de farkı olumlayan ıraksamadır (LS 1969, s. 202 [193]).
Simülakramun işleyişini tanımlayarak devam eden Deleuze, simülakrumun bileşenlerinin bir tür tarifini veren yeni bir tanım önerir:
la (4) "Simülakrum [...] şeytani bir imajdır [...], farkyaşar, bir ayrılık üzerine kurulmuş olan bir benzerlik yanılsaması üretir, kendisini oluşturan dizilerin benzemezliği, bir arada var olan görüş noktalarının ıraksaması" (DR 1968, s. 166 [176]).
"Serbest farklar okyanusunu, göçebe dağılımları, taçlı anarşileri" (a.g.e., s. 341 [347]) içerir, temelin altını oyar, onu alıp bin parçaya bölerek temelsizleştirir (a.g.e., s. 352), "kişisiz bireyleşmelerin ve birey-öncesi tekilliklerin dünyasını, yani temsillerden taşan temelsizin gerçek doğası olarak dünyayı "
(a.g.e., s. 355 [360]) açığa çıkarır. Bir benzemezliği içselleştirir (LS 1969, s. 295 [281]).
Simülakrum