…
Pürtüklü mekân bir dokuma modeliyle ilişkilidir -yapısı bakımından (enine ve boyuna iplikler, bunların dikine dikine eğrilmesi), sonluluğu bakımından (boyuna iplikle çerçevelenen dokumanın boyutu ve bu kapalı çerçevede boyuna ipliğin gidiş-dönüşü) ve dinamik düzeni bakımından (boyuna iplik, enine ipliğin düzenli hareketine alan açmak için kenara çekilir). Pürüzsüz mekân ise, bir keçe modeline referansla, liflerin birbirinden ayrılmasını veya iç içe geçirilmesini ima etmeyen, liflerin rastgele birbirine dolaştığı, hem homojen ("pürüzsüz"), her yöne büyüyebilir, hem de kural olarak sonsuz olan bir "anti-doku" olarak düşünülür. Pürüzsüzü ve pürtüklüyü tanımlamak için başka kavram çiftleri de önerilecektir. Örneğin nakış (pürtüklü) ve kırkyama (pürüzsüz) veya denizci modeli. Denizci modelinde, en âlâsından pürüzsüz mekân olan deniz (çöl de böyledir), iki ayrı "denizcilik yaklaşımı”nın nesnesidir. Bu yaklaşımlardan biri, kendi pürüzsüz mekânına kayıtlıdır ve "denizin rüzgârlarını, gürültüsünü, renklerini ve seslerini çağıran göçebe, ampirik ve karmaşık bir seyrüsefer❞ olarak tanımlanır; diğeri ise denize astronomideki ve haritacılıktaki karelaj tertibini dayatarak, denizi pürtüklü mekâna dönüştürür.
…