Hayrettin Erkan

Hayrettin Erkan
Instgram: (erkanhayrettin) Kitap inst: @sevdaninotekiyisi YouTube kanalım: Hayrettin Erkan youtu.be/otDqwtQQh9g?si=... Şiir kitabım: Sevdanın Öte Kıyısı
Öğretmen -sosyolog-felsefeci-yazar
sosyal bilgiler öğretmenliği/sosyoloji/felsefe/Sosyoloji Yükseklisans
istanbul
8 Ağustos
739 okur puanı
Nisan 2020 tarihinde katıldı
… pürüzsüz mekân, dokunsal sanatın özgül mekânıdır: Bakışın, nesneye dokunmasına, nesnenin ne nüfuz etmesine ve kendisinde kaybolmasına imkân tanıyan, derinliği olmayan mekân, dolayımsızlık ve temas mekânıdır (dokunsal (Fr. haptique), bildiğimiz üzere, Yunanca ǎлτw'dan gelir ve dokunma eylemini ifade eder). Pürüzsüz mekân, yani üzerinde yürüyenlere hem yollarını kaybettiren hem de onlari sarhoş eden münzevilik mekânı, resim sanatında iki şekilde kendini görünür kılar. Öncelikle, yaratımın evvelinde, dokunsal sanatın belli bir yol kat etmesi şeklinde: "Şeyden geri çekilebiliriz ama tablosunu yaparken tablodan geri çekilen bir ressam iyi bir ressam değildir. 'Şey' için de aynısı geçerlidir: Cézanne, buğday tarlasını artık görmeme, ona çok yakın olma, hiçbir iz bırakmadan pürüzsüz mekânda yitip gitme ihtiyacından bahseder" (MP 1968, s. 615). …
Sayfa 270·Kitabı okudu
Alıntı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
… Pürtüklü mekân bir dokuma modeliyle ilişkilidir -yapısı bakımından (enine ve boyuna iplikler, bunların dikine dikine eğrilmesi), sonluluğu bakımından (boyuna iplikle çerçevelenen dokumanın boyutu ve bu kapalı çerçevede boyuna ipliğin gidiş-dönüşü) ve dinamik düzeni bakımından (boyuna iplik, enine ipliğin düzenli hareketine alan açmak için kenara çekilir). Pürüzsüz mekân ise, bir keçe modeline referansla, liflerin birbirinden ayrılmasını veya iç içe geçirilmesini ima etmeyen, liflerin rastgele birbirine dolaştığı, hem homojen ("pürüzsüz"), her yöne büyüyebilir, hem de kural olarak sonsuz olan bir "anti-doku" olarak düşünülür. Pürüzsüzü ve pürtüklüyü tanımlamak için başka kavram çiftleri de önerilecektir. Örneğin nakış (pürtüklü) ve kırkyama (pürüzsüz) veya denizci modeli. Denizci modelinde, en âlâsından pürüzsüz mekân olan deniz (çöl de böyledir), iki ayrı "denizcilik yaklaşımı”nın nesnesidir. Bu yaklaşımlardan biri, kendi pürüzsüz mekânına kayıtlıdır ve "denizin rüzgârlarını, gürültüsünü, renklerini ve seslerini çağıran göçebe, ampirik ve karmaşık bir seyrüsefer❞ olarak tanımlanır; diğeri ise denize astronomideki ve haritacılıktaki karelaj tertibini dayatarak, denizi pürtüklü mekâna dönüştürür. …
Sayfa 269·Kitabı okudu
Alıntı
PÜRÜZSÜZ MEKÂN/ PÜRTÜKLÜ MEKÂN (DELEUZE VE GUATTARI 1980) • Yakınlık mekânı, yeğinlikli duyguların mekânıdır, kutuplaşmamıştır ve açıktır, ölçülemezdir, organik değildir; olaylar ve bu-lukların doldurduğu pürüzsüz mekân, pürtüklü, yani metrik, uzamlı ve hiyerarşikleştirilmiş mekânın karşıtıdır. Pürüzsüz mekân göçebelik, oluş ve dokunsal sanatla ilişkilidir, pürtüklü mekânsa yerleşiklik, özne metafiziği ve görsel sanatla. …
Sayfa 267·Kitabı okudu
Alıntı
PÜRÜZSÜZ MEKÂN/ PÜRTÜKLÜ MEKÂN (DELEUZE VE GUATTARI 1980) • Yakınlık mekânı, yeğinlikli duyguların mekânıdır, kutuplaşmamıştır ve açıktır, ölçülemezdir, organik değildir; olaylar ve bu-lukların doldurduğu pürüzsüz mekân, pürtüklü, yani metrik, uzamlı ve hiyerarşikleştirilmiş mekânın karşıtıdır. Pürüzsüz mekân göçebelik, oluş ve dokunsal sanatla ilişkilidir, pürtüklü mekânsa yerleşiklik, özne metafiziği ve görsel sanatla. …
Sayfa 267·Kitabı okudu
Alıntı
… (1) Öznesizleşme, “kimliksiz, merkezini yitirmiş" bir özne için söylenebilir, öyle ki böyle bir özne (kendisi için bir kimlik icat etmek yerine) kendi olanaklı bireyleşmelerinin çokluğuna açılır (A 1972, s. 27) ve (Kronos'un edimselliğine tutunmak yerine) Aion'un çokboyutlu virtüelliği tarafından yerinden edilmeye karşı koymaz. (2) Sonuçta, öznesizleşme "Ben' ile 'çözülerek ayrışmış ben'in' korelasyonunda" (DR 1968, s. 332) kendini gerçekleştiren ve özneyi, "bilincin ilerleyişi ve aklın oluşu adına tarihin gizemlileştirilmesi"nden (mak., 1970, s. 30) kurtarmayı görev edinen "şiddetli bir kişisizleşme pratiği”ni temsil eder (mak. 1973, bl. III). (3) Öznesizleşme, özne-oluşun kararsız ve istikrarsız niteliğini görünür kılar - yani hep "pasif bir sentezin” sonucu olan öznenin (bu sentez, öznenin kaynaklandığı kuvvetleri "sıkıştırarak❞ var olmasına imkân tanır), "görüş noktası"nı sürekli değiştirerek ve deneylediği farklı görüş noktalarını iletişime sokarak, ancak "bir ayırıcı sentez"den bir başkasına gidebileceğini gösterir. (4) Öznesizleşme, dışarıyı içselleştiren ve dışarıyla ilişkisi aynı zamanda -ve kurucu olarak- saf zamanla ilişkili olan öznenin yeğinlik bakımından bireyleşme tarzıdır. …
Sayfa 242·Kitabı okudu
Alıntı