Müsadenizle..
Dokunduğum nokta oldukça hassas olduğundan dolayı öncelikle kendini bilen ve bahsedeceğim mevzunun tarafı olmayan kıymetli dostlarım lütfen üzerilerine almasınlar ve incinmesinler; zira yazarlık dönemimde her daim yanımda olan, bana yazarlığın lezzetini tattıran, maddi ve manevi desteklerini esirgemeyen o kıymetli ve nadide insanları incitmekten imtina ederim..
Kıymet bilen dostlarımı, yol yordam bilen, sanata ve edebiyata önem veren, emeğe saygı duyan, ülkemin güzel insanlarını bir yanda tutarak; güzel memleketimin, aziz insanlarına, kitapların da bir maddi ederi olduğunu, yazarların da kitaplarından para kazanma çabalarının olduğunu, üstüne basarak bildirmek istiyorum..
Üzülerek seyretmekteyim ki büyük bir çoğunluğunuz, kitapların yazarlarına imzalattıktan sonra, teşekkür edip, koltuğunuzun altına kıstırarak götürebileceğiniz nesneler sanıyorsunuz.. Ya da birinin okuduğu bir kitabı, ''bitirince bana da ver, ben de bi okuyayım'' yaklaşımıyla baktığınız, ciltlenmiş ve iki kapağın arasına sıkıştırılmış kağıt tomarlarından ibaret sanıyorsunuz..
Yazarların o eserleri dağdan bayırdan, yabani bağlardan toplayıp, sizlere dağıtmak için getirdiği yapraklar sanıyorsunuz..
Aslında bir eser olarak bile nitelendirmiyorsunuz..
Kitapları ortalık yerlerde bedava dağıtılan paketler sanıyorsunuz..
Yazarların teşekkürle, sanatçıların aferinle, bravoyla, alkışla beslendiğini sanıyorsunuz..
Önünüze gelen ürünün oraya gelene kadar hiç bir mali harcaması olmadığını sanıyorsunuz..
Böyle düşünmüyor olsaydınız, kilometrelerce yol kat edip, cebimizden masraflar yaparak katıldığımız sosyal etkinliklerde, etkinlik alanında kurulan standları dolaşıp, parasıyla döner ekmek alıp, parasıyla yöresel peynir, çökelek alıp, parasıyla ekmek arası köfte alıp, parasıyla dondurma,