Plakların son dönemi, kasetlerin yaygın olduğu yıllardı...
Bafra'nın bir çok önemli noktalarında yer bulan müzik dükkanlarından yükselen melodiler şehire bir canlılık, bir hareket katıyor, yeni çıkan albümlerin kapakları vitrinlerini süslerken, beni de dakikalarca önünde selam dururcasına önlerinde dikiyorlardı..
Neredeyse şehirdeki tüm kasetçi dükkanlarını biliyor, her birinin önünde dakikalarca vitrinleri izliyordum.
Müthiş bir keyif alıyordum, o günün sanatçılarının kaset ya da plak kapaklarını seyretmekten..
Bir kasede, ya da plağa sahip olabilmek çok kolay değildi tabiki o günlerde benim için. Plakçalarım zaten yoktu da kasetçalarım bile var sayılmazdı.. Abimin kasetçalarında fırsat bulabildiğimde dinleyebiliyordum ancak.
Şanslı yanım ise abimle aynı tarzı seviyor olmamdı. Ya da küçüklüğümden beri hep abimi takip ettiğim için belki de o neyi seviyorsa ben de onu seviyor, benimsiyordum.
İyi bir arabesk dinleyicisi idi abim, hatta iyi bir Müslümcü idi de diyebilirm ki, benim Müslümcülüğüm de ona dayanır.
Köydeysek, abim bir odaya kapanır, sigara üstüne sigara ekleyerek, duman altı bir vaziyette şarkılara dalarken, ben de kapı aralığından sızan sesle faydalanırdım..
''Bizi bu dost yaraları öldürür..'' diyordu Müslüm Baba, ''mevsim bahar olunca yaşamak ne güzel..'' diyordu Orhan Abi, ''sensiz kaldığımı duyan ağlıyor..'' diyordu Gülen Yaman, ''taht kurmuşsun kalbime..'' diyordu Esengül, ''hayat sen ne çabuk harcadın beni..'' diyordu Hayri Şahin, ''hata ettim ben bir kere..'' diyordu Şükran Ay, ''dünya bir meyhanedir..'' diyordu Fatoş İncegüzel, ''hergün isyanım var benim kadere..'' diyordu Vahdet Vural..
Şehirdeysek, işlettiğimiz bakkalda dinliyorduk, arabadan çıkma teyipte, şarkılarımızı, hayranı olduğumuz sanatkarları..
Hükümet Caddesi üzerinde bulunan Melodi