Gu, benden ayrıl ve bari sen düzgün yaşa, dediğinde onsuz geçirmek zorunda kaldığım geçmiş günleri düşündüm. Çocukken kavga ettiğimiz için bir süre Gu'yla birlikte olamadığım zamanları, Noma öldükten sonra Gu'dan uzak düştüğüm günleri. O zaman da öyleydi, yeniden buluştuktan sonra da ben hep Gu'yu bekledim. Yeniden ayrılırsak, ömrüm boyunca Gu'yu beklerdim. Nerede, ne yaptığını bile bilmeden. Bir gün yeniden karşılaşacağımıza dair en ufak bir vaade tutunmadan. Ayrılırsak, belki Gu'nun dediği gibi iyi biriyle tanışır, evlenir çocuk yapar, ev alır, öyle yaşardım. Ama yine de mutsuz olurdum. Çünkü Gu'yu kaybederek elde edilmiş bir hayat olurdu bu. En küçük bir talihsizlikte bile Gu'dan ayrıldığım için cezalandırıldığımı düşünürdüm; azıcık mutlu olduğum anlarda Gu aklıma gelir, o mutluluğu görmezden gelmeye çalışırdım. Mutsuzken de mutluyken de Gu'yu düşünerek yaşardım. Böyle bir hayat istemiyordum. Gu'yu düşünerek yaşamak istemiyordum. Gu'yla birlikte yaşamak istiyordum. Biz asla iyi bir çift olmadık, dedi Gu. Bunun aptalca bir takıntı olduğunu söyledi .