Hazal Sevindik

Hazal Sevindik
2 Nisan 1998
38 okur puanı
Ekim 2022 tarihinde katıldı
Puan vermedi·151 syf.··
Beğendi
·
2023 29. kitabı
Alejandro Zambra’yı çok seviyorum. Dilini, yazmadaki deneyselliğini, küçük bir kelimeden bir sürü anlam yaratma kabiliyetini, anlattıklarını, hissettirdiklerini, hepsini çok seviyorum. Her onu okududuğumda yaz sonu sonbahar başı pencerelerin hafif aralanmaya başladığı, üzerimizde tatlı bir esintinin olduğu ama aynı zamanda güzel şeylerin biteceğine dair yersiz bir kaygı taşıdığımız o zamanlara gidiyorum. Tekinsizlikle birlikte gelen bir dinginlik hissediyorum. Olmuş bitmiş bir olayın, davanın uzak bir tanıdığıymışım gibi hissediyorum kendimi. Bu kitabında da yazarımız Şili’nin ulusal sınav sistemi formatında yazdığı irili ufaklı öyküleri okuyoruz. Aslında öyküler soruların içinde saklı. Herkesin cevabı da kıssadan hissesi de kendine göre. Bunlar öyle öyküler ki bir anda kendimizi Şili’de buluveriyoruz ve Şili’nin sosyal, ekonomik, siyasi dertlerine, Şili’deki aile yapısına kafa yorarken buluyoruz kendimizi. Hep Şili dediğimden Şili’ye özel durumlardan bahsediliyor sanılmasın, Şili özelinde aslında evrensel olabilecek konuları oldukça nükteli bir yerden yazmış yazarımız. Yer yer kahkaha attığım bölümlerle beraber burnumun sızladığı öyküler de mevcut. Özetle yine Zambra’nın dilinden oldukça etkilendim. Böyle bir kurguda, yapıda kitabı ilk defa okudum ve bir sürü şey düşündüm yukarıda yazdığım hislerle birlikte. Ne bileyim işte, ben Alejandro Zambra’yı çok seviyorum.
Soru KitapçığıAlejandro Zambra · Notos Kitap · 2018116 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Toplam dokuz öyküden oluşan vahşi insan panoraması.
Puan vermedi·250 syf.··
2023 18. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 09 Eylül 2023 00:00
Bu kitapta iyilere, merhamete, vicdana yer yok. Bu kitapta sadece ve sadece kötüler var. Bu kötülük bir seçim değil. Özden gelen bir kötülük. Kokuşmuşluk. İnsanın özünde beliren ama herkesin yüzeyine çıkmayan sadece “talihli” insanlarda bulunan ve bu sebeple hayatları alt üst olmuş insanların hikayelerini okuyoruz kitap boyunca. Yazar insandaki vahşiliğin kendini gösterebileceği birçok durum yaratmış ve olaylar bu durumlar üzerinden gelişiyor. Yine yazar bu öyküleri anlatırken arka plan, bir figüran olarak hep doğayı kullanmış. Her bir öyküde doğa kendine oldukça küçük ama önemli bir yer buluyor. Yazarın bunu özellikle yaptığını düşünüyorum. Her öyküye bayılmasam da genel olarak kitabı sevdiğim söylenebilir.
Her Şey Yanmış, Her Şey YıkılmışWells Tower · Holden · 202338 okunma
Puan vermedi·144 syf.··
Beğendi
·
2023 13. kitabı
İsmiyle insanı cezbeden ve hemen okuma isteği uyandıran bu kitabı yeni bitirdim ve taze taze kitapla ilgili düşüncelerimi paylaşmak istiyorum. Kitabın içeriğinden bahsedecek olursam, kedilerin hayatı yaşama biçimleri, kedilerin doğası üzerinden insanların doğalarını, yaşam biçimlerini felsefe aracılığıyla inceleyen ve çeşitli felsefi akımları-stoacılık, kuşkuculuk gibi- anlatıp, yorumlayan bir kitap bu bahsettiğim. Yaşamın anlamı, mutluluk, insanın vahşi yönü, beklentiler üzerine oldukça düşündüren ve doyurucu bir anlatıma sahip. Yazar, özünde karmaşık olan akımları ve kavramları, oldukça akıcı ve anlaşılır bir şekilde yazmış. Hayatın anlamı olduğuna inanan ve onu bulmaya çalışan herkese önerimdir.
Kedi FelsefesiJohn Gray · Domingo Yayınevi · 2022804 okunma
Puan vermedi·372 syf.··
2023 12. kitabı
Aman Allahım ben ne okudum! Bu kitabın daha doğrusu bu üçlemenin etkisinden ne zaman çıkarım bilmiyorum ama rahatsız edici derecede muazzam bir şeydi okuduğum. Üçlemenin konusu defalarca yazılmış ben de tekrar etmeyeceğim. Kitapların üçünde de farklı bir kurgu, farklı bir dil ve her kitapta sırayla tek tek açılan başka evrenler, başka gerçekler, başka yalanlar… Göç, savaş, aidiyet, aile üzerinden zihnimizi bu kadar kandıran, her bir tahmini boşa çıkaran, bir önceki söylediğini yalanlayan ve bunu büyük bir ustalıkla yapan başka bir kitap okuduğumu sanmıyorum. Ayrıca yazar bunu yaparken bir de anlattığı şeylere o kadar mesafeli, o kadar soğukkanlı yaklaşıyor ki hem anlattığı şeyin sertliği, gerçek dışıcılığı vuruyor hem de yazarın bu kadar mesafesini koruyabilmiş olması vuruyor. Ayrıca medeni geçinen insanın içindeki vahşiliğin ortaya çıkmasının pamuk ipliğine bağlı olduğunu, bir dokunmayla insanın o karanlık yüzünün çıkabileceğinin çok canlı ve çarpıcı bir örneğini sunuyor yazar. Bu bölümler insanın midesini bulandırsa ve öfkelendirse bile gerçeklik payını vermeden geçemiyorsunuz. İnanılmaz etkileyici ve bir o kadar da sahici bir kitap. Herkes okumalı.
Büyük Defter - Kanıt - Üçüncü YalanAgota Kristof · Yapı Kredi Yayınları · 20258,4bin okunma
İnsanın en büyük arzusu görülmek ve duyulmak mıdır?
Puan vermedi·128 syf.··
2023 10. kitabı
Romanda, Norveç’te yaşayan, eşini, iki yaşındaki çocuğunu ve bakanlıktaki prestijli işini başka bir kadın uğruna terk edip daha küçük bir şehirde o kadının aurası etrafında yaşayan ve yerel bir işte çalışan Bjorn Hansen’in hayatı anlatılmakta. Kitap boyunca sık sık Hansen’in iç gözlemlerini, başkalarına yönelttiği gözleri ve gözlemleri okuyoruz. Kahramanımız bir anda olmasa da yavaş gelişmiş bir sürecin sonunda hayatının kontrolünün kendinde olmadığını, bu küçük şehire tesadüfler sebebiyle geldiğini fark ediyor fakat diğer şehirde ailesiyle kalmış olsaydı bile hayatının daha iyi olmayacağını, yine istediği gibi bir hayat yaşayamayacağını fark ediyor ve adına Büyük Red dediği bir projeyi hayata geçiriyor. Hansen projeyi hayata geçirdikten sonra yaptığı eylem ve bu eylemin sonuçları üzerine bolca düşünüyor. Sürekli kendini tercihler, seçimler üzerinde düşünürken buluyor. Hansen’in hayata geçirdiği bu proje dışardan bir gözle mantıksız görülse bile bu projeyi hayata geçirmesinin gerekçelerini anladığımı düşünüyorum. Kitabın isminin de -her ne kadar yazarın bu kitabının kaçıncı kitabı olduğunu belirten bir ifade olduğu söylense de- Hansen’in gerekçesine bir atıfta bulunduğunu düşünüyorum. Yani herhangi bir kitabına değil de bu kitabına kaçıncı romanının olduğunun ismini vermesi boşuna değil. Ben Hansen’in bu projeyi “Madem bu yaşa kadar başkalarının yönettiği bir senaryo içinde yaşadım, yaşamımın bundan sonrasını ise kendi yazdığım senaryoya göre yaşayacağım.” diye düşünerek oluşturduğunu varsayıyorum. Kitap oldukça karamsar bakış açısına ve ağır ilerleyen bir tempoya sahip. Yer yer okurken sıkılsam da kitabın bu ağır, karamsar yapısını, kahramanın hayata, seçimlere, başkalarına dair gözlemlerini okumayı oldukça sevdim.
On Birinci Roman, On Sekizinci KitapDag Solstad · Yapı Kredi Yayınları · 2022751 okunma