Fakir Baykurt, Köy Enstitüsü çıkışlı bir öğretmendir. Bu kitabında bir köy üzerinden bürokrasi ve hükümet eleştirisi yapmıştır. Köylünün yalnızlığını dile getirmiştir. Böyle gerçekleri dile getirmek, bürokrasi eleştirisi yapmak hem insanlık hem de öğretmenlik onuruna yakışır bir davranıştır. Fakir Baykurt onurlu bir insan ve öğretmendir. Demek ki dillerde dolaşan o sözleri gibi korkmamış ve boyun eğmemiştir.
Okurken çok da yabancı olmadığım olaylara rastladım. Cahilliği birilerinin işine gelmiş, bir köşede bırakılmış köylerden biri olan Tozak köyü ve köy halkı. Köyde su, yiyecek, geçim sıkıntısı var. Hatta kili bile başka köylerden aliyorlar. Üzümü kullanma alanlarindan biri şarap yapmak olduğu için diğer köyler onlara üzüm vermek istemez.Bir gün birlik olup üzüm bağı yetiştirmek için çalışmalara başlıyorlar. O bağ büyüyor, yeşeriyor ve üzüm veriyor. Gün geliyor o köye sahip çıkmayanlar o köyün emeğine sahip çıkıyor.
Gelelim neden adı Kaplumbağalar? Bu bilgiyi değerli öğretmenim Serdar Aygün'den öğrendim. Bu isim alegorik olarak kullanılmış. Kitabın başlarında Kır Abbas, bir kaplumbağayı ters çevirir ve hayvan güneşin altında pişerek ölür. Kaplumbağa halktır, köylüdür; hükümet ne derse ne isterse onu yapar. İtiraz etme hakkı yoktur. Başka çaresi yoktur.