Benim gözümdeyse, adam öldüren her dava cazibesini yitiriyor. Ne denli güzel olursa olsun, çirkinleşiyor, bozulup alçalıyor. Ölümle ittifak yapan hiçbir dava haklı olamaz.
...bu gece kaç kadın kendi seçtiği erkeğin koynuna girecek? Aynı şekilde kaç erkek sevdiği bir kadının, daha da önemlisi zorunluluk dışında bir nedenle kendini veren bir kadının yanında uyuyacak? Kim bilir, belki de Semerkant’ta bu gece bir tek seven Kadın ve bir tek aşık erkek vardır. Niye sen, niye ben mi diyeceksin? Çünkü Allah nasıl bazı çiçekleri ağılı yaratmışsa, bizi de aşık yaratmış da ondan.
Siz hep züppe çaylarda, terzi salonlarında, Feriha gibi dejenere kızlar arasında, namussuzluk yapan kadınların hikayelerini duyarsınız. Kainatı böyle sanırsınız. Ulan, herkes böyle olsa bu hikayeler anlatılır mı? Demek müstesna vakalar bunlar ki dile düşüyor. Neden efendim, Şems’i Bey’le Hacer Hanım dün gece evlerinde efendi efendi, hanım hanım oturmuşlar, radyo çalmışlar, çocuklarını okşamışlar, sonra yatmışlar, neden onlar dile düşmüyorlar? Çünkü onlar herkes. Herkes onlar gibi. Demek namussuzluk müstesna imiş ki namussuzluk dile düşüyor. “Herkes böyle” deme küçük hanım. Herkes böyle olsaydı, namusluların hikayesi dilden dile gezerdi. Onlar müstesna olurdu. Çok şükür, öyle değil. Neden kepaze bir azlık sana cesaret veriyor, örnek oluyor da, bütün o binlerce, yüz binlerce evi dolduran sessiz ve temiz insanları düşünmüyorsun.