Devşirme kökenli bir devlet adamı olan Koçi Bey kısa sürede Enderundan, Has Odacılığa kadar yükselmiş ve memuriyeti zarfında devlet içerisindeki işleyişi iyi bir şekilde tahlil etmiştir. XIX.yy'da devlet içerisinde baş gösteren sorunlar, ocağın bozulması, toprak sorunları ve liyakat sorunu gibi hususların devleti içine soktuğu kötü gidişat, sunduğu risalelerin başlıca konuları olmuştur.
Osmanlı Devleti'nin XVI.yy ile başlayıp devam eden ve akabinde devleti sekteye uğratan sorunların yanında buna yönelik çözümleri dönemin bilgi ve birikimi ile aktardığı risaleler, hem dönemin anlaşılması hemde IV.Murad ve I.İbrahim'in saltanlatları hakkında bilgi aktarmaktadır.
Risaleler incelendiğinde Koçi Bey'in saray protokolünü en ince tefferuatına kadar bildiği görülmektedir. Buradaki bilgi birikiminin kısa sürede Enderun ve ötesine uzanan memuriyetinden ileri geldiği anlaşılmalıdır. Bu un yanında kendisinin Osmanlı Devletinde bir tımarlı olduğu bilgileri mevcuttur.
Risalalerin iki bölümden oluştuğunu söylemek mümkündür. İlk bölüm devlet içinde bir zincirleme olarak etki yarattığını düşündüğü arızalardır. Bunda ilk olarak timar sistemini daha sonra timar arazilerinin tevcih edildiği şahsiyetlerin tutumları ve topraktaki bozulmanın devlete yansımasından söz eder. Bu bağlamda ikinci bir konu olarak ulema ve ilmiye sınıfını ele alarak devlet adamlarının işleyişi nasıl kötüye kullandıklarını vurgular. Bununla birlikte liyakasizlik, keyfiyet gibi sorunlarıda ele alarak devlet erkanı içerisinde kendilerine yer tutmuş bu anlayıştan söz eder. Risaleleri ikinci bölümü ilk bölümde ele aldığı tüm bu sorunlara karşılık çözüm ve tavsiyeleri içermektedir.
Osmanlı tarihi XIX.yy ve bu döneme ait devlet işleyişi ile birlikte devletin içinde bulunduğu sorunsal çemberi, Osmanlı'yı çöküşe doğru
Kitabı iyi tahlil edebilmek için, öncelikle Yahudi Mistisizmi olan Kabbala ve ezoterik tabanlı bir bilgiye sahip olmak gereklidir. Daha önceki okumalarınızda bunula ilgili bir altyapıya sahip iseniz biraz Hristiyanlık tarihi okuyarak kitabı ve anlatmak istediğini kavramanız daha mümkün olacaktır.
Kitap içerisinde Hristiyanlık tarihinin gelişimine yer vermekle birlikte ana öğreti (vahiy) kaynaklı ve Aziz Pavlus'un öğretilerinin çok küçükte olsa bir karşılaştırmasını sunuyor. Akabinde Mısır ezoterizmi ve Hermetik öğretiler ile bağlantılı Kabbala öğretisinin sembolik öğeler ile İsa'nın anlatıları içerisine nasıl empoze edildiğini konu ediniyor.
Kitapta bahsi geçen ve tartışmaya açık bir husus ise İsa Peygamberin bir Kabalist olabileceği yönünde çıkarımlar. Bunu okuyuculara aktarırken, acaba gibi cümleler ile yola çıkarak sonlara doğru açık açık bu iddiayı savunmaya çalıştığını görüyorsunuz. Kitap ayrıca 12 Havari ve Kabbala içerisindeki kavramlarında aslında sembolik öğretinin bir yansıması olduğunu savunuyor.
Kısacası kitap Hristiyanlık tarihi ve Ezoterik kitapları sevenler için başlangıç seviyesine uygun değildir. Hristiyanlık tarihi ve Yahudi Mistisizmi hakkinda detaylı okumalar yaptıktan sonra sembolik bakış açısından Hristiyanlığın arka planını anlamak isteyenler için tavsiye olunur.