Özgürlüğü sordular çocuğa. Ne yazık ki bu onun
üzerinde düşündüğü kavramlardandı..
Dedi ki, sunulan seçenekleri kenara itip kendi seçeneğini
yaratmak, yaşamaktır.
Kendin olmaktır
Sorulmayananı sormaya cüret etmektir.
Tilkiler ve farelerin oluşturduğu bir toplumda fareler
çoğunluktadır. O zaman genel ahlak yargısı şu olur: Fare
avlamak kötüdür! Bu çoğunluğun perspektifidir. Güçlü
olanın, tilkiler in söylemi ise fare avlamakta bir sorun
bulunmadığı yönündedir. Ortada bir etik kurallar savaşı..
Birey(ler) kendi çıkarları için çabalar. Bu çaba belki bencillik
olarak adlandırılamaz
Şimdi ben ahlaki nihilizmi savunsaydim: dünyada
ahlakın olmadığını söylerdim. Dünyanın ahlaksız olduğunu
söylemezdim zira ahlak kavraminin varlığını kabul etmek
olurdu bu.
Herkes diğerinin
konuşmasını beklediği için, yılanın tekrar acıkmayacağını
sanıp, bana dokunmuyorsa yaşasın dediğimiz için HAK
EDİYORUZ!
Diye düşündü çocuk!