Müslümanlar hayatın her alanında gerilemiş ve zayıf düşmüşlerdir. Avrupa ise siyasî, askerî, maddî ve bilimsel/teknolojik gücüyle, bütün câhiliye sapıklıklarıyla; inanç, değer, düşünce ve
"Sen ölümsüz ve daima diri olan Allah'a güvenip dayan. O'nu hamd ile tesbih et. Kullarının günahlarından haberdar olarak O yeter."[58]
"Ve onlar ki: 'Ey Rabbimiz! Bize göz aydınlığı eşler ve zürriyetler bağışla ve bizi takva sahiplerine önder kıl' derler." [74]
De ki: " Rabbim size ne kıymet verir duanız olmasa?"....[77]
Güç, sınırsız yetki ile donatıldında kendini tanrı gibi her hakkı kendinde görür. Sınır çizme ve hak talep etme çabalarından da rahatsız olur. Zorbaya, siddet hakkı vermeyen us ve duyunc dolu uyanış ve farkındalık ile yapılan her haklı direniş eylem hukuk içinde dengeyi sağladığından sınır tanımayan güç eninde sonunda o gücü kaybeder, devrim sonrası tarihe karışır ve unutulur. Gücünün sınırını tarihte aşanlar bugün ya hiç hatırlanmıyor ya da kötü örnek olarak gösteriliyorlar. Belki bu bilgiler birilerine ders olur.