Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Hasan Ali Toptaş’la tanışmak için aldım bu kitabı elime . Açıkçası çerez niyetine okumak istediğim, beni çok yormayacak , akıcı bir kitap okumak istiyordum ki tam olarak ihtiyaçlarıma yanıt verdi.
Gerçekten çok akıcı ve duru bir dili var Toptaş’ın. Okurken sanki karşımda birisi anlatıyor da ben dinliyormuşum gibi geldi . Gözlemleri çok gerçekçi , fazlasıyla hayatın içinden . Hatta öyle ki , kendimi o evin bir ferdi ya da o eve sürekli gelip Aziz amcanın halini hatrını soran misafirlerden biri gibi hissettim. Anlatıcının babasına karşı hassasiyeti , Aziz amcanın karısının eşine karşı vefası , eve gelen akrabaların içtenlikleri çok güzel mesajlardı doğrusu . Bilhassa günümüzde unutulmaya yüz tutmuş değerlerimizi hatırlatması açısından çok önemli noktalardı .
Ancak bütün bunlarla beraber bir an evvel kitabın bitmesini istedim . Çünkü konuların sıralamasında çok fazla tekrara düşülmüştü. Hep aynı şekilde , anlatıcının Denizli ile Ankara arasındaki yolculuğunu , bu yolculuk esnasında karşılaştığı şeyleri, dinlediği türküleri sürekli bir şekilde okumak beni fazlasıyla bunalttı . Akrabaların eve gelip gitmeleri , Aziz amcayı hastaneye götürmeleri getirmeleri neredeyse her bölümde aynı şekilde tekrarlandı . Anlatıcının hayallerinde bile çok dikkat çeken bir nokta yoktu . Ayrıca anlatıcının her yolculuğunda hep aynı atla karşılaşması, atın onu takip etmesi , daha sonra o atın ölüm atı olduğunu öğrenmesi , ve her o atla karşılaşmasında birinin ölmesi bana fazlasıyla saçma geldi .
Okuduğum her kitapta önemli bulduğum bazı cümlelerin altını çizerim . Ancak bu kitapta altını çizebilecek önemde bir cümleyle çok az karşılaştım. Kısacası eser bana yeni bir şey katmadı çok fazla . Ama bazı değerleri hatırlatması açısından faydalı ve akıcılığı sebebiyle beni dinlendiren bir kitap oldu