Lise yillarında okuyup bana çok şey katmış olduğuna inandığım bu kitabı aradan yıllar geçip bir daha okuyunca yine çok faydalanmakla beraber , o yıllarda farkedemediğim, yer yer birçok hayal kırıklığına uğradım.
Öncelikle bir müslümanın nasıl olması gerektiğine dair , İslam’ın diğer dinlerin aksine sadece camide yaşanan değil aynı zamanda bir yaşam tarzı olduğuna vurgu yapılması takdire şayan ki bu ruhumuza işlenmesi gereken bir kuraldır .
İslamı müslümanlardan değil bizzat İslam’ın kendi öğretilerinden öğrenmek gerekir , şeklinde çok acı bir gerçek vardır. Hani bir yerlerde bir eksiklik varsa ihlasımızı sorgulamamız gerek diye düşünüyorum. Bu kitapta ise yabancı bir kadınla evlenip ona hiç baskı yapmadan ama bizzat kendi yaşantısıyla İslam’ı anlatan bir adam görüyoruz ki , kitaptaki baş karakter yani yabancı ve müslüman olmayan kadın , yaptığı bu ikinci evlilikte saadeti yakalamakla kalmıyor aynı zamanda eşinin yaşamından etkilenip kendisi de müslüman oluyor . Buraya kadar her şey çok güzel.
Yalnız diğer dinlerle beraber bir yol tutmanın doğru gibi lanse edilmesi bana biraz abes geldi . Çünkü İslam tek başına yeterlidir diye düşünüyorum. Yazdıklarım yanlış anlaşılmasın , başka dine mensup olan insanları ya da inançlarını küçümsediğim anlamına gelmiyor. Bir insanı tercihlerinden dolayı yargılama hakkına sahip değilim ki Kur’an-ı Kerim de bunu emreder . Lakin açık olan bir gerçek var ki yüce Rabbimiz ayetinde ;
“Ben sizin için din olarak İslam’ı seçtim ...” ( Maide 3 )
diye buyuruyorsa bizim başka fikirler öne sürmemiz doğru olmaz .
Bunun dışında hoşuma gitmeyen bir yer daha vardı . Kitabın bir bölümünde , iyi bir eğitim almadığı için güzel bir hayatı olmayan bir adamı getirip öğrencilere örnek olarak gösterildiği anlatılıyor . Eğitim almanın önemini anlatmanın binbir