Hasan Dağ

Hasan Dağ
«Yek katre-i hûnest, sâd hezârân endîşe» «Herkes kendi içine baksın.»
Diriliş Toplumunda insan dünyaya sırtını çevirmez. Tam tersine, Dünya, onun eli altında bin bir açıdan optimal verime kavuşan bir tarla olur. O, dünyayı dünya olarak ele almakla da yetinmez. Dünya da bir misyon sahibidir. Ancak bu misyonuna ve misyonun kıvamına, Tanrının Halifesi insanın elinde hamur gibi yoğrularak kavuşur. Eşya ve tabiat, insan emeğiyle, transandantal anlamına kavuşur. Bu yüzdendir ki, öbür dinlerin rahiplik anlayışına yer yoktur islâmda. İslâmda dünyanın, eşya ve tabiatın bu önemi, dolayısıyla ekonominin değerini ortaya koymaktadır Müslüman için, iş, ibadettir. Müslümanlara hizmet etmek, dünyayı Allah yolunda imâr etmek ibadettir Selâmet ve güven içinde ezanların minarelerden yükselmesi, namazların kılınması, müslüman ordunun düşman ordulardan daha üstün bir silâh donanımı içinde olmasına bağlıdır. Çağımızda, Hakikat Medeniyeti, ağır sanayi ile korunabilecektir. İnançsızlığın örgütlenişi demek olan süper devletlere ve güçlülere karşı müslüman, zayıf ol duğu her vakit, materyalist ya da öbür inanç ve görüşlerdeki toplumlarca insafsızca ezilmiş olduğunu bilmek için yeteri kadar tarihî tecrübeye sahiptir. Hâlâ bunu bilmiyor ve bunun idrâkine ermemiş bulunuyorsa yazıklar olsun ona. İnançsız toplumların merhameti yoktur. Hem, müslüman toplum, neden inançsız toplumların merhametine muhtaç olsun? Asıl inançsızlardır ki, müslümanın merhametine muhtaçtırlar. Müslüman kuvvetli olmak borcundadır. Hem kendi inanç ve medeniyetini korumak, hem zulmün insanlığa el koymasına mâni olmak için. Müslüman, inançsızdan evvel davranıp eşya ve tabiat kuvvetlerine hâkim olmalı, sahip çıkmalıdır. Allah'ın halifesi olarak, bu, onun ödevidir. Bu el koyuş, ekonomi ilminin çerçevesinde olacaktır. Allah, esya ve tabiata hâkimiyetin sırlarını ve anahtarlarını, yine eşya ve
Sayfa 53 - Diriliş Yayınları·Kitabı okudu
Din
Reklam
Bu devlette her şeyden önce temel idea, erdemdir. Değerleniş ona göredir. Kuvvet ve madde sahipliği değil, erdem ve ahlâk sahipliği, değerlendirmede ölçü, temel ölçü olarak kabul edilip Toplumu sürekli olarak koruyan, geliştiren ve ayakta tutan bir erdemli öncüler topluluğu bulunacaktır. Kur'ân-ı Kerim'in deyişiyle ana kitleyi sağcılar meydana getirecek, fakat topluma öncüler, hayırda yarışanlar diye anılan fedakâr, kendini ideale adamış topluluk yön verecektir. Bu topluluk ortadan kalkıp da yerini günübirlikçi politikacılar aldığı takdirde o toplumun sağlıklı bir devlet hayatını uzun sürdüremeyeceği ve tepki olarak kısa zamanda otokratik bir devlet yapısını çağıracağı tarihî - sosyolojik bir gerçektir. Devlet hayatında samimi eleştiri şarttır. Eleştirisiz devlet, kısa zamanda çöker. Yine her sınıf insandan yöneticiliğe yetenekli olanların yükselerek devlet hayatında gerekli yerlerini almaları da gerek toplum seyyaliyeti yönünden, gerekse devlet hayatının istediği tecrübe ve denge gereği şarttır. Demokrasi, ancak bu hayır yönünde birleşmiş topluluğun bulunmasıyla yeterlik ve güven kazanacaktır. Yoksa, günümüzdeki gibi, halk kitlelerinin propaganda yoluyla şartlandırılması sonucu ortaya çıkan demokrasi türü, ideal devlet yapısına tıpı tıpına uymaz. Güdümlü bir demokrasi veya kayıtsız şartsız demokrasi gibi türler ifrat ve tefrit türleridir.Idealizmin devletiyle bağdaşan demokrasi türü ancak sürekli olarak islâm idealini yaşayan ve yaşatmak için hayatlarını bile her an ortaya koymaya hazır bir topluluğun varlığıyla mümkündür. Böyle bir topluluk, ilim, sanat, inanç, ahlâk, düşünce ve politika bakımından idealin toplumda sürekli olarak yaşaması için gerekli hareketlere girişecektir. Devletin temel taşı bu topluluktur. Böylelikledir ki, toplum, kişilerin arzu ve
Sayfa 48 - Diriliş Yayınları·Kitabı okudu
Din
Ben, imân haykıran, sessizliğinde imân çınlayan şehirlerin mimarı olmalıyım. Müslüman olmak, bana bu görevi yüklüyor.
Sayfa 41 - Diriliş Yayınları·Kitabı okudu
Din
İslâm insanı, islâma bir çağırıştır. Hem kendisini, hem başkasını, sürekli olarak, mutlak'ın, insan şahsiye tinde, toplumda, tarihte ve tabiatta, zamanda ve mekânda yansıması demek olan islâma çağıracaktır islâm insanı. Tek kişiyi çağıracak, toplumu çağıracak, tarihi çağıracaktır. Zamanı çağıracak, mekânı çağıracaktır. İslâm insanı, bir çağrıdır. Bir çağırış aşkıdır. Bu sebepledir ki, islâmın tarihi, bir çağrının tarihi olmaktadır. Gerileyen, duralayan, bayatlayan çağrıyı tazelemek, yenilemektir diriliş. Her islâm insanı, gücü ve yeteneği ölçüsünde, âdeta bütün imânı bir anda elinden alınmış da yeniden ona kavuşmak için olağanüstü araştırma ve girişimlere dalmış kişidir/Onu tekrar bulmak için fizikte, fizikötesinde bütün sırlı düğmelere, tuşlara dokunan kişi. O arayacak, arayacak ve sonunda Allah'ın lûtfuyla yeniden imânını bulacaktır. Baştan da bulsa, veya hiç yitirmese, gerçekte, bu arayış, bu yoklayış hızla olup bitmiştir. Zaman hızla aradan çekilmiştir yani. Tanrı ve insan. Her şey, inanan insanın, Tanrıya doğru koşusu, düşüşü, tekrar yücelişi, cennetini yitirişi, hakikat medeniyetini yitirişi ve sonra tekrar buluşu biçiminde olup bitiyor. Bütün imânını, yani manevî servetini yitirip yeniden bulsan, ne olacaksan, yitirmeden de öyle olacaksın sen, diriliş eri! Sen Allah'ın dünyada öyle bir halifesisin ki, senden daha şahsî, senden daha içtimai biri, senden daha tarih bilinçli ve tarihle yoğrulmuş bir başkası olamaz
Sayfa 37 - Diriliş Yayınları·Kitabı okudu
Din
Diriliş eriyim ben. Bu sebeple de ne tekliğim, ne çokluğum benzer batılının tekliğine, çokluğuna/Tekliğim, batı insan ideasının hedef aldığı gibi, anonimlik değildir. Yani bir istatistik unsurdan ibaret olmak olamaz tek insanın alınyazısı benim düşüncemde. Tek insan, islâm insan ideasında tek insan, bir "şahsiyet'tir/Kendini tarihî sosyal dinamiğin içinde bir şahsiyet olarak örecektir müslüman. Ama bu örüş, toplumdan bir kopuş değil, toplumu şahsiyetlerin meydana getirdiği temel görüşüne dayanan bir örüştür
Sayfa 34 - Diriliş Yayınları·Kitabı okudu
Din
Reklam