İslâm insanı, islâma bir çağırıştır. Hem kendisini, hem başkasını, sürekli olarak, mutlak'ın, insan şahsiye tinde, toplumda, tarihte ve tabiatta, zamanda ve mekânda yansıması demek olan islâma çağıracaktır islâm insanı. Tek kişiyi çağıracak, toplumu çağıracak, tarihi çağıracaktır. Zamanı çağıracak, mekânı çağıracaktır.
İslâm insanı, bir çağrıdır. Bir çağırış aşkıdır. Bu sebepledir ki, islâmın tarihi, bir çağrının tarihi olmaktadır.
Gerileyen, duralayan, bayatlayan çağrıyı tazelemek, yenilemektir diriliş.
Her islâm insanı, gücü ve yeteneği ölçüsünde, âdeta bütün imânı bir anda elinden alınmış da yeniden ona kavuşmak için olağanüstü araştırma ve girişimlere dalmış kişidir/Onu tekrar bulmak için fizikte, fizikötesinde bütün sırlı düğmelere, tuşlara dokunan kişi. O arayacak, arayacak ve sonunda Allah'ın lûtfuyla yeniden imânını bulacaktır. Baştan da bulsa, veya hiç yitirmese, gerçekte, bu arayış, bu yoklayış hızla olup bitmiştir. Zaman hızla aradan çekilmiştir yani.
Tanrı ve insan. Her şey, inanan insanın, Tanrıya doğru koşusu, düşüşü, tekrar yücelişi, cennetini yitirişi, hakikat medeniyetini yitirişi ve sonra tekrar buluşu biçiminde olup bitiyor.
Bütün imânını, yani manevî servetini yitirip yeniden bulsan, ne olacaksan, yitirmeden de öyle olacaksın sen, diriliş eri! Sen Allah'ın dünyada öyle bir halifesisin ki, senden daha şahsî, senden daha içtimai biri, senden daha tarih bilinçli ve tarihle yoğrulmuş bir başkası olamaz