Nereden gelip nereye gittiğini görmeyen kişide, görüş oluşmaz. Bakış ve görüş olmayınca, anlayış çark etmez. Kendi bakışın ve kendi görüşün, sende kendi anlayışını doğurmayınca, başkalarının bakışları ve görüşleri, sende yabancı anlayışlar doğurur. Yabancı anlayışlar, niyetleri hatalı deveran ettirir
Sen ne için yaşıyorsun? Kişi atını sever, ona bakar; ama atı için yaşamaz. Atını en iyi ahırlarda yaşatmak, en güzel çayırlarda otlatmak, ona en güzel kısrakları bulmak, en pahalı eyerleri almak için yaşamaz kişi. Gayesi, amacı, hedefi bu olmaz. Ona biner, yoluna gider. Sana atını aç bırak diyen yok; ama indir şunu sırtından, sen onun üstüne bin; yolunu yürü. Ruhun mesleği at bakıcılığı değildir, ruhun mesleği seyislik değildir. Ruh; selamet yurdunu arar, selameti arar, emniyeti arar, hakikati arar. Selamet, emniyet, hakikat; bunlar Hakk'ın mülküdür. O'nun mülkünde firar olmaz
Bakıyorsun kişi karanlığın içinde; ama karanlıktan haberi yok. Neden? Çünkü aydınlığı tanımıyor. Aydınlığı tanımayınca da, içinde bulunduğu şeyin karanlık olduğunu bilemiyor. Yarasa gibi alışmış karanlığa, onda var olmuş, onda yaşıyor. Peki aydınlığı nasıl tanıyacak? Sen göstereceksin karanlıktakine aydınlığı Ha, gayen göstermek olmayacak tabi; sen aydınlığı seveceksin, tutacaksın, yaşayacaksın, aydınlık senin üstünde kendiliğinden görünür olacak. Sen aydınlık olacaksın ki girdiğin yeri aydınlatasın.