Köylüler gelmişler sarayın kapısına, padişah soruyor, ne istiyorsunuz, diyorlar ekmek isteriz, elbise isteriz, tavuk isteriz, koyun isteriz, verin şunlara istediklerini gitsinler diyor padişah da, sarayın önünde kalabalık etmesinler. Çocuğun talebi ya şeker ya balon. Bunların talebi ya tavuk ya koyun. Büyük olmak lazım, büyük yaşamak lazım, büyük talepte bulunmak lazım, kimden istiyorsun, En Büyük'ten istiyorsun, büyük inanmak lazım, çap lazım, ufuk lazım, (eliyle yukarıyı işaret etti) orayı boş bırakmamak lazım, hâlis niyetle, temiz ve büyük talepte bulunmak lazım. O bakıyor; yemeye içmeye talep var, kadına köşke talep var, hakikate talep yok, talep olmayınca O da vermiyor. Ben mecazı söyleyeyim sen hakikati anla. Padişahın hor görmesi, köylülerin talebinden kaynaklanıyor; sarayın önüne toplanmışlar, tavuk istiyorlar, koyun istiyorlar. İşçiler fabrikanın önünde grev yapıyorlar, ne istiyorsunuz diyor patron, zam istiyoruz diyorlar, alın defolun gidin diyor patron da, hatta bazen onu da vermiyor, patron aslında işçilerin nümayişinden korkmuştu, şimdi bunlar büyük talepte bulunur, fabrikaya ortaklık falan isterler diye, ne istiyorsunuz dedi, yüzde beş zam, bunu duyunca rahatladı, yüzde beşi de vermedi, alın size yüzde üç zam. Tepedekinin önünde el pençe divan duranlar, tavır ve talepleriyle, tepedekinde bir hor bakış oluşturuyorlar. Güzeli bileceksin ki güzele tâlip olasın, güzeli isteyesin. O'nun güzelliğini bilsen, büyüklüğünü bilsen, O'ndan ne talep etmen gerektiğini de bilirsin.