Şurasını da söyleyelim ki, elimizde bulunan Leskofçalı Divanı onun yalnız bir devrine ait eseridir.Otuz dokuz yaşında ölen bu cezbeli şair, yaşasaydı sanatı belki de değişir, hiç olmazsa hayata daha geniş kapılar açardı.
Ne halk ifadesine ve diline karşı gittikçe artan ilgi, ne nazirecilik dolayısıyla sık sık eserlerine dönülen eski şairlerin tesirleri, ne de geçen asrın sonunda, yani Galib’in musammatlarla yapmaya çalıştığı geniş nefesli ve hamleli şiir tecrübesi ve yine onun tesiriyle hızını arttıran Mevlevi ve tasavvufi ilham bu çözülüş manzarasını değiştiremez. “ Sanki bütün pınarlar kurumuş ve insan çırılçıplaktır.”