Nahif Okur

Nahif Okur
Bir tek ülke istiyorum adı Dünya Bir tek ırk istiyorum adı İnsan Bir tek kaynak istiyorum adı Sevgi... Nazım Hikmet Ran İnstagram : instagram.com/nahif.okur?utm_...
Aidiyetlerimden her birini yüksek sesle talep eden ben, doğduğum bölgenin de kabileler çağını, kutsal savaşlar çağını, ölümcül kimlikler çağını geride bırakarak ortak bir şeyler inşa etmek için aynı yolu izleyeceği günü hayal etmekten kendimi alamıyorum. Tıpkı Lübnan'a, Fransa'ya ve Avrupa'ya dediğim gibi, bütün Ortadoğu'ya "vatan" ve her isimde, her kökenden Müslüman, Yahudi ve Hıristiyan, bütün çocuklara "vatandaş" diyebileceğim günün hayalini kuruyorum.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Her birimiz kendi çeşitliliğini üstlenmeye, kimliğini en üst aidiyet konumuna yükseltilmiş ve dışlanma aracı, bazen de savaş aleti haline getirilmiş tek bir aidiyetle eritmek yerine, çeşitli aidiyetlerinin toplamı gibi algılamaya teşvik edilmelidir. Özellikle de, içinde yaşadıkları toplumun kültürüyle içinden çıktıkları kültür örtüşmeyen herkesin, bu çifte aidiyeti fazla yara almadan üstlenebilmesi, kökenlerindeki kültürlerine bağlılıklarıni koruyabilmeleri, onu utanç verici bir hastalık gibi gizlemek zorunda kalmamaları ve yanı sıra, onları kabul eden ülkeye kendilerini açabilmeleri gerekir.
her insan az da olsa, yaşadığı ülkeyle ve bugünkü dünyamızla özdeşleşebilsin.
Adınızın Pierre ya da Mahmut ya da Baruh olduğunu itiraf etmekten korktuğunuz ve bunun dört ya da kirk kuşaktan beri sürdüğü bir ülkede yaşıyorsanız; zaten yüzünüzde aidiyetinizin rengini taşıdığınız için, bazı yerlerde "görünür azınlıklar" denilen azınlıklardan olduğunuz için böyle bir "itiraf" ta bulunmanıza gerek bile kalmayan bir ülkede yaşıyorsanız; o zaman "çoğunluk" ve "azınlık" sözcüklerinin her zaman demokrasi sözlüğünün içinde yer almadığını anlamanız için uzun açıklamalara ihtiyacınız yoktur.
demokrasi var; ve bu alandaki ölümcül çarpıklıklar, diktatörlüğünkilerden aşağı kalmıyor. Çok kültürlülüğün korunması ve demokrasinin temel ilkelerine saygı konusunda iki yol bana özellikle tehlikeli görünüyor: kuşkusuz, saçmalığa vardırılan bir kota sistemi, ama bir o kadar da, bunun tam tersi bir seçim olan, hiçbir sınır çizmeden sadece çoğunluk yasasını dikkate alan sistem.