Bu buruşuk yüzlü ve her sene budanmaktan şeklini kaybetmiş eğri büğrü ağaçlar, uzun bir hikâyeyi anlatan garip şekilli harfler gibiydi. Ve herhalde yusuf, bunların dilinden anlıyordu.
Çünkü bunlar, feleğin sillesini yemiş ya boğaz tokluğuna bir Nalbant veya Kahveci yanında çalışan ve böylece günün on sekiz saatini iş başında geçiren fıkaralar. Yahutta yazın tarlada kışın Zeytinde çalışıp anasını beslemeye uğraşan Yetimler dir, herkes bunlara merhamet ve çekingenlikle bakar.