noctis in dies

noctis in dies
@Heimweh
"ben ateist değilim, babasıymış gibi tanrı’ya küsen bir çocuğum."
Her şeyi en iyiyi hedefleyerek yapan doğa, daha baştan bunu böyle kurmuştur. Ona [insana] ilk anda sadece hayatının korunması için gerekli olan arzularla bunları tatmin için yeterli olan yetileri verir. Bütün diğerlerini, ihtiyaç ortaya çıktığında geliştirilmek üzere, sanki yedek olarak ruhunda depolamıştır. İşte ancak bu ilkel durumda arzuyla gücün dengesine rastlanır ve insan mutsuz olmaz. Bu kuvve halindeki yetiler eyleme geçer geçmez, hepsinin en eylemcisi olan imgelem uyanır ve onların önüne geçer. Bizim için gerek iyi gerek kötü yönde olabilirliklerin ölçüsünü genişleten ve dolayısıyla, tatmin etme umuduyla, arzuları uyandırıp besleyen imgelemdir. Fakat başta el altında görünen şey, izlenemeyecek kadar Hızla kaçıp gider... Böylece insan sürecin sonuna varamadan bitkin düşer; arzularımızı tatminde ne kadar kazançlı çıkarsak, mutluluk da bizden o kadar uzaklaşır. Tam tersine, insan doğal durumuna ne kadar yakın kalırsa, yetileriyle arzuları arasındaki fark da o kadar küçük kalır, dolayısıyla da kendisi de mutlu olmaktan o ölçüde az uzaklaşmış olur... Gerçek dünyanın sınırları vardır, hayali dünya ise sonsuzdur; birini genişletemeyince öbürünü daraltırız, zira bizi mutsuz eden bütün sıkıntılar sadece onların arasındaki farktan doğar.»
Sayfa 282
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
[Hayvanın] evrende bildiği tek iyi şeyler beslenme, bir dişi ve dinlenmektir; korktuğu tek kötü şeyler de elem ve açlıktır. Ölüm değil elem diyorum, zira hayvan ölmenin ne olduğunu asla bilemez; [buna karşılık] ölümün ve yarattığı dehşetin bilgisi insanın hayvanlık durumundan uzaklaşırken elde ettiği ilk kazanımlarından biridir.» Aynı şekilde çocuk da «ölüm duygusuna » açılarak insan olur.
Ikinci doğuş..
«Tutkularımız varlığımızı korumamızın başlıca araçlarıdır, dolayısıyla onları yok etme çabası gülünç olduğu kadar da boşuna bir girişimdir; doğayı denetlemeye, Tanrı' nin eserini düzeltmeye kalkışmaktır. Eğer Tanrı insana kendi verdiği tutkuları yok etmesini söyleseydi, hem istemiş hem istememiş olur, kendi kendisiyle çelişirdi. O asla bu saçma emri vermemiştir, insanın kalbinde böyle bir şey yazılı değildir; Tanrı bir insanın yapmasını istediği bir şeyi ona başka bir insan tarafından söyletmez, bizzat Kendisi söyler, kalbinin derinliklerine yazar.»
O tehlikeli eklenti ...
Kimbilir ne kadar ses yükselecek bana karşı! Uzaktan uzağa, bizi durmadan kendimizden dışarı atan, şimdiyi hep hiçe sayan ve durup dinlenmeksizin, ilerledikçe önümüzden kaçan bir geleceğin peşine takılarak, bizi şimdi olmadığımız yere taşıya taşıya, hiçbir zaman olamayacağımız bir yere götüren o ünlü bilgeliğin haykırışlarını duyuyorum..
Diller konuşulmak için yaratılmıştır, yazı ancak söze [ikame] bir eklenti olarak iş görebilir... Söz düşünceyi uzlaşımsal imlerle temsil eder, yazı da aynı şekilde sözü temsil eder. Böylece, yazma sanatı ancak düşüncenin dolayımlı bir temsilidir