"Yorgunluk ve sıkıntı içime iyice yerleşmeye başlayınca bütün sokaklar, artık bakmak istemediğim vitrinler yavaş yavaş rengini kaybeder, şehri siyah-beyaz bir yer olarak görmeye başlardım."
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Hiçbir șey üzerinde düşünmeye
hatta bir parçacık durmaya alışmayan gevşek beyinlerimizle kullanmaya lüzum görmeyerek nihayet zamanla kaybettiğimiz biçare irademizle hayatta dümensiz bir sandal gibi dört tarafa savruluyor ve
devrildiğimiz zaman kabahati meçhul kuvvetlerde, insan iradesinin
üstündeki tesirlerde arıyoruz.
Hâlbuki ne şeytanı azizim,ne şeytanı? Bu bizim gururumuzun,salaklığımızın uydurması...İçimizdeki şeytan pek de kurnazca olmayan bir kaçamak yolu...İçimizde şeytan yok...İçimizde aciz var...Tembellik var...İradesizlik,bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey: hakikatlerden kaçmak itiyadı var...
Otuza yaklaşmaktayım...Bugüne kadar ne yaptığımı düşündüm.Bir sıfırdan başka netice alamadım.Hayatta hiçbir şey yapmış olamamak gibi korkunç ve utandırıcı bir şey var mı? Son zamanlara kadar 'Fena bir şey yapmıyorum ya!'der ve kendimi temize çıkarmaya çalışırdım. Fakat hadiseler gösterdi ki,fena olmayışım tesadüf eseriymiş,fırsat düşmemiş,zaruret olmamış. Nitekim hayatın ilk çelmesinde yuvarlanıverdim.İyilik demek kimseye kötülüğü dokunmamak değil,kötülük yapacak cevheri içinde taşımamak demektir. Bende bu fena cevher fazla miktarda mevcutmuş.Belki herkeste var...