Bazen de yine aynı dindar, terbiyeli ve iyiliksever ruh mürşidin, insanların daha temiz ve daha saf olabilmeleri çaresini sorduğu zaman:
- Siz budala mısınız? Bırakın bu meseleleri! Burnunuzun dibinde olan şeylere bakın... Diye söyleniyordu.
Bütün bunlara bakıp hakikaten hayatımı, mühim, anlatılması behemehâl lazım gelen bir şey sandığıma, ona olduğundan fazla bir değer verdiğime inanmayınız. Öteden beri Cenab-ı Hakk'ın insanlara bu hayatı yazmak için değil, iyi kötü yaşamak için bahşettiğine inananlardanım. Zaten yazılmış şekli mevcuttur. Nezd-i İlâhî'deki nüshasından, kaderimizden bahsediyorum.
Gül! Dedikleri yerde gülen, ağla veya konuş dedikleri yerde konuşan, ağlayan, enteresan buldukları zaman enteresan olan, yüzüne bakmadıkları gün mevcut olmayan biçarenin biri.
Fakat neyi aldatabilirdi, kime anlatabilirdim? İnsan neyi anlatabilirdim? İnsan insana, insanlara hangi derdini anlatabilir? Yıldızlar birbiriyle konuşabilir, insan insanla konuşamaz.