Türkan, kendi hayatının öznesi olamamış ve hayatının direksiyonuna geçememiştir. Bunu karavanıyla uzun yolculuğa çıkarak yapar.
Türkan, yola ciktiginda Ulaş ile tanışır. Onun sıcakkanlılığı ve yeni teklifleriyle yeniliğe adım atar. Hayata köklenmek isteyen bir kadının başta zorlayan ama en nihayetinde çiçeklenen bir yas hikayesini anlatıyor.
Yas zamanlarında hayatı kolaylaştıran insanların varlığı armağan gibidir. Korkuyla "Acaba yapabilir miyim?" Endişelerini onlarla paylaştığımızda yapılabilirmiş gibi hissettirdikleri için çok önemli insanlardır.
Bunca yıl herkesten kaçtın
En sonunda buldun sandın
Ansızın içini açtın
"Yapma" dedim yaptın gönül
Gözleri senden uzaktı
Fark edilmez bir tuzaktı
Sana böylesi yasaktı
"Yapma" dedim yaptın gönül
O bir yolcu sen bir hancı
Gördüğün en son yalancı
İçindeki derin sancı
"Gitmez" dedim kaldı gönül
Sen istedin ben dinledim
"Senden ayrı olmaz" dedim
En sonunda ben de sevdim
Şimdi beni kurtar gönül
youtu.be/wcuw_3DRlUs?si=...
Pek çok kaygı hastalığının ayırt edici niteliği de yine bir nesneye sahip olmasıdır, kişi neden kaygı duyduğunu bilir, ama nesnenin, bu kişinin hayatında kendisini nasıl açığa vuracağı kesinlikten yoksundur.
îmâmiyye, Onikinci imam, Muhammed’i, Muhammed Peygamber’in hadîslerinde adı geçen ve son zamanlarda çıkıp dünyayı adaletle dolduracağı vâdedilen Mehdî olarak tanırlar. Onlarca 869'da, yahut 870'te doğan Muhammed, babasının ölümünden sonra gizlenmiş, bu gizlilik 920 yılına kadar sürmüştür. Bu müddet zarfında, birbiri ardınca dört kişi, îmâm’la Şîa arasında elçilik etmiş, 920'de son elçinin ölümünden sonra büyük gizlilik devri (gaybet-i kübrâ) başlamıştır ve bu devrin sonunu ancak Tanrı bilir.